Karabük Haberleri

reklam

MUSTAFA ÇELENLİ YAZDI “ HİÇ KİMSE ELEŞTİRİLEMEZ DEĞİLDİR! (4)”

MUSTAFA ÇELENLİ YAZDI “ HİÇ KİMSE ELEŞTİRİLEMEZ DEĞİLDİR! (4)”
reklam
27 Şubat 2026 - 9:45

Bütün Peygamberler insanlığa İslam’ı tebliğ etmek için gönderilmiştir. Tebliğ sözlükte “bir şeyi veya bir haberi ilgilisine ulaştırmak” anlamına gelir. Din kültüründe “Peygamberlerin yükümlü olduğu elçilik görevini ve vahiy yoluyla aldıkları bilgiyi insanlara ulaştırması” demektir. İlahi mesajın insanlara ulaştırılması aynı zamanda bilmeyenlerin bilenler üzerindeki hakkıdır.

Toplum olarak hem birbirimizi hem de başkalarını tenkit etmekten, asli vazifemiz olan tebliğe zaman bulamadığımız günleri yaşıyoruz. Tenkitlerimizde Allah rızasını hedeflemiyorsak şeytanın ağına takılma riskini taşıyoruz. Yol gösteren, destek sağlayan, moral ve ilham veren, yapıcı ve olumlu ifadeler içeren tenkitlerin hepsi aynı zamanda bir tebliğdir ve bir ibadettir.

Tenkitlerimiz eğer insanları kırıcı ve küstürücü olursa o artık münakaşaya ve kavgaya dönüşmüş demektir. Eleştiride kullanılan üslup aynı zamanda bizim insanlık ve Müslümanlık kalitemizi gösterir. Eskilerin eskimez ifadesi ile: “Üslûbu beyan ayniyle insandır.” Yani insanın üslubu insanın kendisidir.

İletişimde hitap şekli ve ses tonu kadar konuşmada seçilecek kelimeler ve bunların dile getiriliş şekli de önemlidir. Çünkü çoğu zaman vusulsüzlüğümüz (hedefe ulaşamamamız) usulsüzlüğümüzdendir.

Eleştiride sövme, alaya alma, küçümseme veya kişiliğe saldırı içeren ifadeler kullanılmamalı, nazik ve kibar bir üslup kullanılmalıdır. Eleştirinin yeri ve zamanı doğru seçilmelidir. Ne kadar haklı olursak olalım her doğrunun her yerde ve her zaman söylenemeyeceğini bilmemiz gerekir.

Eleştiride muhataba çözüm önerisi sunulmalıdır. Sadece yanlışları saymakla bir şey elde edilmez. Bu yanlışların nasıl düzeleceğini de göstermek gerekir. Sunulan çözüm önerilerinin uygulanabilir olması da çok önemlidir. Kişinin kendi elinde olmadan gerçekleşen durumlar veya şartlarının getirdiği olumsuzluklar, müdahale edilse de değiştirilemeyen gerçekler olabilir. Bu durumda kişiyi Allah vergisi bir durumdan dolayı kula mahcup etmemek gerekir.

Eleştirinin dozu iyi ayarlanmalıdır. Eleştiri, eleştiren ile eleştirilen arasındaki sevgi ve saygı bağlarını bozmamalı, haddi aşmamalıdır. Özellikle evladının babasını, talebenin hocasını, kardeşin abisini eleştirmesi gibi küçüğün büyüğü eleştireceği durumlarda çok dikkatli bir üslup kullanılmalıdır. Örneğin bizim gibilerin İmam-ı A’zam, İmam Şafii, İmam Gazâlî gibi büyük âlimleri eleştirmesi için kaç fırın ekmek yemesi gerektiğini asla akıldan çıkarılmamalıdır. En değerli bilgi kişinin haddini bilmesidir.

Allah’a isyan durumunda muhatap büyük bile olsa eleştirmekten çekinilmemelidir. Zira Allah’a isyan olan yerde kula itaat olmaz. Hocanın, siyasetçinin hatasına “vardır bir bildiği!” diyerek sessiz kalınır müdahale edilmezse yanlışların önünü almak mümkün olmaz. Zira bizim örneğimiz Hz. Ebubekir r.a. halife olduğu gün kürsüye çıkmış ve insanlara “Yanlış yaparsam beni düzeltin.” diyerek değişmemesi gereken prensibi ortaya koymuştur.

Eleştiride tarafsız olunmalıdır. “Biz ve onlar” diye bir ayrım yapmak yerine “doğru ve yanlış”şeklinde ölçüler esas alınmalıdır.Erdem bizden olana değil bizden olmayana gösterdiğimiz anlayış ve empatide yatar.

Eleştiri bilmediğimiz konuda yapılmamalıdır. Zira kimse sınanmadığı bir imtihanın garantisini veremez ve kimse sınanmadığı günahın masumu değildir. Böyle durumlarda eleştiriden uzak durmak, malayaniyi (lüzumsuzluğu) terk etmek anlamına gelir.

Eleştiriden önce özeleştiri yapılmalıdır. Kendi hatalarının ve zayıf yanlarının farkında olan bir insan başkasını eleştirirken daha anlayışlı olur. Kur’an bu konuda bize ciddi bir uyarı yapmakta ve insanlara iyiliği emrederken kendimizi unutmamamız konusunda bizi ikaz etmektedir.

Eleştiri ve özeleştiri kuruma değil, kişilere yöneliktir ve elbette doğruların yolunu aydınlatır. Eleştiri yağmur gibi, bir insanı köklerine zarar vermeden besleyecek kadar nazik olmalıdır. Büyük insanlar kendilerine atılan eleştiri taşlarından heykeller dikmişlerdir. Hiçbir şey insan için, ölçüsüz tenkit veya aşırı övgü kadar zararlı değildir. Oymacılıktaki kural eleştiride de geçerlidir, oyulacak yer kesilmez.

İnsanların tenkitleri veya alayları, kişinin hayatını değiştirmeye engel olmamalıdır. Rezalet içinde olup insanlara yaranmanın mı yoksa faziletli olarak, onların gözünden gerekirse düşmenin mi daha doğru olduğuna kişi kendisi karar vermelidir. Yalnız yaşamak istemeyenler, beraberinde olanları gereksiz yere eleştirmekten vazgeçmelidir. Eleştiride bulunmamak, bir şey söylememeyi, bir şey yapmamayı, bir şey olmamayı gerektiriyorsa bu durum kabul edilemez. İnsan yapabileceği en iyi şeyi yapmalı, sonra da şemsiyesini açıp, tenkit yağmurunun ensesinden içeri akmasına müsaade etmemelidir.

reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Copyright © 2023. Karabük Haberleri Her hakkı saklıdır.