İslam inancına göre kıyamet gününde her insanın dünyada yaptığı iyilik ve kötülüklerin yazılı olduğu amel defterleri (kitapları)kendilerine teslim edilecektir.Kur’an-ı Kerim’de bu ânı, oradaki insanların durumunu ve hissedeceklerini anlatan pek çok ayet-i kerime bulunmaktadır.
İnşikâk suresinde konu şöyle anlatılır; “Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman, Yer uzatılıp dümdüz edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman, Rabbini dinlediği zaman (insan yaptıklarını karşısında bulur!) Ey insan! Şüphesiz, sen Rabbine (kavuşuncaya kadar) didinip duracak ve sonunda didinmenin karşılığına kavuşacaksın. Kime kitabı sağından verilirse, Hesabı çok kolay bir şekilde görülecek, Sevinçli olarak ailesine dönecektir. Fakat kime kitabı arkasından verilirse, “Helâk!” diye bağıracak ve alevli ateşe girecektir. Çünkü o, (dünyada iken) yakınları arasında sevinçli idi. Çünkü o hiçbir zaman Rabbine dönmeyeceğini sanırdı. Hayır! Sandığı gibi değil! Şüphesiz Rabbi onu görüyordu.
Hâkka suresi 25-29. ayetlerde; “Keşke bana kitabım hiç verilmeseydi! Keşke hesabımın ne olduğunu öğrenmeseydim! Ah, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı! Malım bana hiçbir fayda vermedi! Bütün gücüm, saltanatım yok olup gitti! “
Kehf Suresi 49. Ayette ise; “Herkesin amel defteri önüne konulacak; sen günahkârların o defterde yazılı olanlardan dolayı ödleri patlayacak şekilde korktuklarını göreceksin. Hayretler içinde: «Yazıklar olsun bize! Bu nasıl defter ki, küçük büyük demeden, hiçbir şeyi dışarıda bırakmadan ne yapmış ne söylemişsek hepsini saymış dökmüş!» diyecekler. Böylece yaptıkları her şeyi amel defterlerinde bulacaklar. Rabbin hiç kimseye zulmetmez.” Ayetleri o dehşetli günü tasvir eder.
Yani bu dünyada lehte ve aleyhte kim ne yaparsa kendine yapıyor. Yapageldiklerimizin dünyada ve ahirette ilk etkisi bizzat kendimize. İyilik, hayır, hidayet, sâlih amel, şükür, cihad, arınma adına ne varsa hepsi önce yapana dönüyor ve ona yazılıyor. Yapılan ameller dışa doğru atılmış birer adım gibi görünse de gerçekte içe yönelik birer yatırımdır.
“Eğer iyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz.” (İsra,7) “Kim hidayete ererse ancak kendi nefsi için hidayete erer.” (İsra,15) “Kim bir sâlih amel işlerse onu ancak kendi nefsi için işlemiş olur.” (Casiye,15) “Kim şükrederse ancak kendi nefsi için şükretmiş olur.” (Lokman,12) “Kim basiretli davranırsa bunun faydası yine kendine döner.” (En’am,104) “Kim cihad ederse ancak kendi nefsi için cihad etmiş olur.” (Ankebut,6) “Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur.” (Fatır,18)
Amellerin sevabı da günahı da herkesin kendi defterine yazılıyor. İyilik ilk bakışta başkasına gibi görünse de aslında yapanın kendisinedir. Yani her türlü iyilik, hayır, erdem, ibadet, güzellik kişinin kendini kurtarma girişimidir.Yaptığımız tüm söz, amel, eylem, iş ve uğraşlar yalnızca kendi geleceğimiz içindir, kendi iç dağınıklığımızı toplama, ruhumuzu toparlama disiplinidir. Allah’ın bunların hiçbirine ihtiyacı yoktur.
Bizim öncelikle kendi iç dünyamızdaki zulüm, zulmet ve zilleti aşmamız gerekiyor. Kendi karanlığımızı ve katılığımızı yine kendimiz yenebiliriz. Tüm amellerimiz bu anlamda kendimizi kurtarma operasyonudur. İyilik, her türlü kulluk ile ilgili sorumluluklarımız kendimize doğru attığımız adımlardır.
İnsan olarak bizim huzur ve sükûnete, hayır ve berekete, destek ve morale ihtiyacımız var.Kişinin hayra gayreti ve şükrü arttıkça iç huzuru da artar. İçimizdeki kırık ve dökükleri, ruhumuzdaki darlık ve dağınıklığı, kalplerimizdeki kir ve pası, zihnimizdeki tortu ve çöpleri Rabbimizin bize yüklediği kulluk programı olmadan temizleyemeyiz. Yaptığımız her iyilik kendimizi yeniden inşa etmemize, hayatımıza bereket, vicdanımıza huzur katmamıza vesile olacak, bizi bencilliğin dehlizlerinden, egonun egemenliğinden, arzuların çukurundan ibadet ve iyiliklerimiz kurtaracaktır.
İnsanlara hakkı ve sabrı tavsiye ederken doğru olan, hedef kitleden önce kendi kurtuluşumuzu hedef almamızdır. İnsanlar toplumsal helake müstahak olacak yanlışlar içinde olsalar bile bize düşen, sevap hanemize daha fazla neleri ilave edebiliriz telaşında olmamızdır ki, yarın mahşerde kendimizi savunabilecek elimizde bir mazeretimiz ve malzememiz olsun. İnsanların vefasızlığı, umursamazlığı, hatta nankörlüğü bizim iyi niyetimizi korumamıza, insanlığımızın gereğini yapmamıza engel olmamalıdır. İyilik ilaçtır, öncelikle sahibine şifa verir. Bazen bir tebessüm, bir tatlı söz, bir sadaka, bir dua yapanın kalbini ısıtır, ruhunu hafifletir, kaygılarını giderir, maddi ve manevi şifa bulmasına ve ebedi kurtuluşuna vesilesi oluverir.
Dışa dönük olarak yapılan her bir yardım, içimizde bir arızanın giderilmesine vesile olur.Mahlukata merhametimiz Allah’ın bize rahmetini davet eder. Birine umut olduğumuzda onun duasında yer almak dünyanın en büyük hazinesidir. Kişinin yükseleceği en üstün mertebe, bulunabileceği en kıymetli yer bir fakirin, bir garibin, bir mazlumun, bir mağdurun, bir yaşlının duasında olabilmek, orada yer alabilmektir. O dualar cennete giden yolun biletleridir. Bir mazlumu teskin ettiğimizde, yüreğimizin yükünün hafiflediğini hissederiz. Bunlar amel defterimize yazabileceğimiz en kıymetli satırlardır. Unutmayalım ki tabut tek kişiliktir, mezara da yalnız giriliyor. VE herkese amel defteri kendi eline veriliyor.


SAFRANBOLU TSO ORGAN SEÇİMLERİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ
SAFRANBOLU TSO ORGAN SEÇİMLERİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ
1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü Kapsamında Farkındalık Yürüyüşü Gerçekleştirildi
KARABÜK’TE İLERİ OMURGA CERRAHİSİNDE BÜYÜK BAŞARI!
MHP İL BAŞKANI GEDİKOĞLU’NDAN TSO SEÇİMLERİYLE İLGİLİ DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALAR
Genel Değerlendirme ve Bağımlılık Farkındalık Programı Gerçekleştirildi
Karabük’te Tarihi Eser ve Ruhsatsız Silah Operasyonu
Karabük Üniversitesi’nin 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni Gerçekleştirildi
