Politika olarak da ifade edilen siyaset, devlet işlerinin düzenlenmesi ve yürütülmesindeki iş ve işlemler için kullanılan bir kavramdır. Arapça kökenli bir kelime olan siyaset belirli bir toplumda çatışma halinde olan düşüncelerde uzlaştırma yönetimleri kullanılarak insanları yönetme sanatı olarak tanımlanır.
Siyaset tüm zamanların en sihirli ve sorunlu kavramlarından biridir. Siyaset ahlaka dayanmalıdır, zira, ahlaktan yoksun bir siyaset, toplumları felakete sürükler. Ahlakın olmadığı yerde siyaset sadece bir çıkarlar savaşıdır. Siyasetsiz ahlak etkisiz, ahlaksız siyaset ise acımasızdır. Bir ülkenin ahlak düzeyi, o ülkenin siyasetçilerinin dürüstlüğü ile ölçülür. Bir milletin ahlakı insanların ağızlarındaki dişlerine benzer. Çürüdüğü nispette acısını tüm toplum hisseder. Ahlâk dışı bir siyaset seviyesizlik ve ötekine saygısızlık demektir. Ahlak olmayan yerde, kanun bir şey yapamaz. Ahlaki değerlerimiz, azgınlıklarımızı kontrol eder. Siyaset ahlâktan soyutlanırsa geriye hırslar, intikam, ayırımcılık ve isyan kalır.
Siyaset ile ahlâkı bir arada tutmak kolay değildir. Siyasetin genetiğinde rekabet, mücadele ve iktidar olma arzusu vardır. Bu arzuyu dizginleyen, olumlu bir mecraya taşıyan ahlâktır. Ahlâk toplumsal hayatın olmazsa olmazıdır. Siyasetin önceliği menfaat, ahlâkın önceliği ise vazifedir. Menfaat yaşamak içindir, ahlâk ise yaşatmak içindir. Siyasetin limanı ahlâk olursa o zaman siyaset toplumlarda güven ortamının oluşmasının adresi olur.
Bir toplumda siyaset üç şekilde yapılır; şahsi idealler, toplumsal çıkarlar ve ilahi emirler. Siyaset ahlâkî ayar üzerinden yürürse adaletli olur ve istikamet kazanır. O durumda siyaset yükselmek için değil, değerleri yükseltmek için yapılmış olur. Hizmet ettirme aracı olmaktan çıkar, hizmet etme alanına dönüşür. Siyasi çabalar ulvi gayretlere yönelir. Siyasiler iktidarın imtiyazına değil, insan olmanın ihtişamına talip olurlar.
Aslında özü itibarı ile siyaset kötü değildir; onu kötü kılan uygulayıcılarıdır. Siyaset hak edene hak ettiğini verme ve adaleti tesis etme imkânı iken, bugün daha çok şu üç kurama çağrışım yapıyor; Hedefe ulaşmak için her türlü aracın ve yöntemin mubah sayıldığı, ahlaki kuralların veya duygusal bağların bir kenara bırakıldığı bir felsefi ve psikolojik yaklaşım olan MAKYEVALİZM,Düşüncelerin, bilgilerin ve doğruluğun değerini yalnızca pratik sonuçlarına ve sağladığı faydaya göre değerlendiren bir felsefi akım olan PRAGMATİZM, Fırsatçılık veya çıkarcılık anlamına gelen, Kişinin veya grubun, her türlü etik, ahlaki veya siyasi ilkeden ödün vererek, anlık koşullardan ve durumdan bencil çıkarları doğrultusunda en fazla avantajı sağlamaya çalışması demek olan OPORTÜNİZM.
Siyasi gücünü mutlaklaştıranlar ahlâka ihtiyaç duymuyor, hiçbir değer ve doğru tanımıyorlar. Siyasetin doğasında bunlar olabilir ancak bunu durdurmanın yolu; ahlâkın değerlerini ve vahyin doğrularını devreye koymaktan geçer.
Biliyoruz ki siyaset sıradan bir iş değil, sıradan insanların işi de değildir. Liyakat, ehliyet, adalet, istişare, ahlâk, basiret ve cesaret gerektirir. Aslında siyasetin kutsiyeti ve masumiyeti yoktur. Siyaseti, meşru ve makbul kılan ilkeler ve değerlerdir. Değer merkezli bir siyaset hayatın düzen ve dengesi demektir.
Dinin, değerlerin, doğruların araçsallaştırıldığı bir siyasi sistemde yozlaşmanın, yolsuzlukların, yoldan çıkmaların önünü almak mümkün değildir. Dokunulmazlık zırhına bürünen siyasi aktörler ayrımcılık, kayırmacılık, çıkarcılık, fırsatçılık kulvarında kasıp kavurur, saçıp savururlar. Siyaset alanını “arpalık” olarak görürler. Onların gözleri midelerinden büyüktür. Küçük dağları biz yarattık havasındadırlar.
Karanlık, kinli, kanlı ve kirli bir siyasetin karşısında durmak, adalet, ahlâk, erdem eksenli bir siyasetin kurucusu ve koruyucusu olmak günümüz insanının en büyük sorumluluğudur. Yeni bir siyaset tarzı ile İslami ve insani yükümlülüklerimizi kuşanmalı, siyasetteki ayak oyunlarına fırsat vermeden, ümmete oynanan oyunları boşa çıkaracak aklı, ferâseti, siyaset dilini, vakur duruşu oluşturmalıyız. Acılarımızı dünyaya duyurmanın ötesinde bu acıları aşmanın siyasi iradesini ortaya koymalıyız. Kısır siyasetlerin kıskacına düşmeden, siyasette ahlâkî ve ulvi olanı hedeflemeliyiz. İnsanları kandırmanın, kandırıldığına inandırmaktan daha kolay olduğu günümüzde, zalimlerin çarkının cahillerin çalışmayan kafalarıyla döndürülmesinin önüne geçmek gerekiyor. Gerçeği bilip susanlar, gerçeği bilmeyip söyleyenler kadar tehlikelidir. Unutmamalıyız ki, ahlak ve üçkağıtçılık terazinin iki ayrı kefesinde yer alır; biri çıkarsa diğeri iner. Bir toplum için din ve ahlak duygularının zayıflaması, zekanın zayıflaması kadar tehlikelidir
Bugün siyasette bir isyan ahlâkına, erdem devrimine ve erdemliler hareketine ihtiyaç var. Erdemli eylem ve emeklerle daha güzel yarınlara yürümek gerekiyor.Bu konuda nebevi siyasetin ne dediğine kulak verilmesi lazım.Ahlâkî hassasiyetimizi yiğitlik ve cesaretimizin üstünde tutmalıyız. Netice ahlâkını, niyet ahlakının önüne geçirmeliyiz. Önerimiz ve önceliğimiz global etik değil, İslam’ın yüce ahlakıdır. Çirkin, çıkarcı ve seviyesiz politikalardan vaz geçip, doğru, düzgün, hak ve adalete dayanan halis bir siyaset ahlakını oluşturma ve uygulama sorumluluğu hepimizin omuzlarındadır.


CUMHURİYETİN 103. YILI EFLANİ’DE COŞKUYLA KUTLANDI
CUMHURİYETİN 103. YILI EFLANİ’DE COŞKUYLA KUTLANDI
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mızın 103. Yıl Kutlamaları Çelenk Sunum Töreni İle Başladı
Yeniden Refah Partisi Karabük İl Başkanı İsmail Özer’den 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı
Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, Fas’ta Dünya Mirası Şehirleri Kongresi’nde Konuştu
AK Parti Karabük İl Başkanı Salt’tan Cumhuriyet Bayramı Mesajı
YENİ PARTİ KARABÜK 1 OLAĞAN KONGRESİ YAPILDI
Otomobilin Çarpıtı Elektrikli Bisiklet Sürücüsü Hayatını Kaybetti
