Hiç kimsenin hatasız olmadığı bu dünyada insanlardan hatasızlık beklemek genellikle yanıltıcı olur. Mükemmellik yalnızca Allah’a mahsustur. Müslüman, çevresinde oluşan hadiselere kayıtsız kalmaması gerektiğinden gördüğü olumsuz tablolara usulünce müdahale etmelidir. Zira Efendimiz s.a.v. “Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin, eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin, buna da gücü yetmezse kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.“(Müslim- İman-78) buyurur.
İsabetli eleştiri, hakkaniyetli itiraz pek çok yanlıştan dönülmesini sağlar. Eleştiri denilince aklımıza hep olumsuzluk gelmemelidir. Beğenmek ve teşvik etmek de bir eleştiri çeşididir. Ünlü Türk (Kırgız) düşünür Cengiz Aymatov; “Sen kendini biliyorsan bil ki kendini bilmezlerin söyledikleri anlamsızdır. Unutma gereksiz eleştiri sadece hayranlıktır” der.
Eleştiri ile düşmanlığı birbirinden ayıran temel fark niyettir. Bugün bizim en çok eksikliğini hissettiğimiz şey ise samimiyettir. Şahsi hesaplar, hırslar, ihtiraslar, kıskançlıklar eleştirinin çıkış noktası olmamalıdır. Eleştirinin amacı yaralamak veya yaranmak değil, onarmaktır. Güzel ve doğru olanı önce görmek, sonra göstermektir. Kara çalmak, rencide etmek, itibarsızlaştırmaya çalışmak, ölçüsüzlük, hadsizlik ve yalan eleştirinin değil düşmanlığın konusudur.
Müslüman toplumlar olarak uzun zamandır İslâm’ın tenkit değil, tebliğ esasına dayandığıhakikatini unuttuk. Hem birbirimizi hem de başkalarını tenkit etmekten, asli vazifemiz olan tebliğe zaman bulamıyoruz. İyilikten daha iyi, kötülükten daha kötü bir şey yoktur, kötünün ise mazereti çoktur. Geride kalmanın acısı, hakkını alamamanın öfkesi, dışlanmışlık düşüncesi, maksada ulaşamama endişesi, kaybetme korkusu, intikam, hased gibi sözde mazeretler hep kötülüğün kapısını aralar.
Hak arama iddiasında olanlara dikkat edilmelidir. Eğer bunu usulünce değil de zâlimleşerek yapıyorlarsa, başka bir şeyin peşinde olduklarını değerlendirmek gerekir. Bıçak, hekimin elinde şifa, katilin elinde ise cinayet âletine dönüşür. İyiliğin gerekçesi Allah’ın rızası olmalıdır. Kötü niyetle iyi murada erilmez. Kötülükten hareket edenlerin nereye vardıklarına ve nasıl bir âkibetle karşılaştıklarına her gün şahitlik ediyoruz.
Geçerli bir eleştiri için, eleştirdiğimiz şeyin tüm detaylarına hâkim olmamız gerekir. Yüzeysel bir eleştiri her zaman yıkıcıdır. Yapıcı bir eleştiri, iyi düşünülmüş ve mantık süzgecinden geçirilmiş bir eleştiri olmalıdır. Doğrudan kişiliği hedef alan eleştiriler hiçbir işe yaramadığı gibi yeni kin ve düşmanlık tohumlarının atılmasına sebep olur. Eleştiride ıslah ve ihya etmek yani düzeltmek esas olmalıdır. Şahıslar ifşa edilmeden fiiller öne çıkarılmalıdır. Günahkar değil günah ayıplanmalıdır. Kişi değil yapılan eylem eleştirilmelidir. Peygamberimizin ahlakından öğrendiğimiz yöntem bu konuda çok büyük incelikler içerir. O, bir yanlış gördüğü zaman hutbede topluca insanlara seslenir ve “bazılarını şöyle şöyle yaparken görüyorum”, “bazı kişilere ne oluyor ki?” veya “Şöyle şöyle yapmak ne kötü bir iştir” şeklinde uyarısını yapar, yapanı ifşa etmeden yapılan işin yanlışlığını ortaya koyardı.
Öte yandan Eleştiri topluluk içinde olmamalı, mümkünse kişiye yüz yüze yapılmalıdır. Mecburen topluluk içerisinde olması gerektiğinde ise isim vermeden muhatabın kendine düşen payı alması sağlanmalıdır. Ayrıca tenkitçi eleştirdiği kişi ile arasında geçen diyaloğu kimse ile paylaşmamalıdır.
Sahibi kim olursa olsun, kişinin ortaya koyduğu fikirler İslam’ın inanç değerleri ile bağdaşmıyorsa, akideyi tahrip ediyor, imanı tehlikeye sokuyor, kötülüğü yayıyorsa bu düşüncenin yanlışlığını ortaya koymakta, yanlış fikri açıktan eleştirmekte ve sahibini ifşa etmekte sakınca yoktur, hatta gereklidir.
Eleştiriye açık olmayan, kendini “la yüs’el” (sorumsuz) zanneder. Hiçbir insan, bu konumda değildir. Eleştiri, samimi ve sahih bir anlama çabasını gerektirir. Eleştiri ve tavsiyenin mekân ve zamanını uygun seçmek de etki ve maksadı hâsıl etme bakımından önemlidir.
Eleştiren kişi, kendi fikrini beyan ederken de bir fikri eleştirirken de delile dayanmalıdır. “Ben, böyle duymuştum” gibi sözler, zan barındırır ve Allah, bizleri zandan sakınmamız hususunda uyarmaktadır. Eleştirinin dozu, eleştiren ile eleştirilen kişi arasında normalde var olan saygı, sevgi perdesini yırtmayacak düzeyde olmalıdır. Bir kusuru abartarak sahibinin bütün iyiliklerini hiçe saymak, o eleştirinin “ilmî” değil, “garazlı” olduğunun gösterir.
Eleştiri yapacak kimsenin, haber kaynağını dikkatle kontrol etmesi gerekir. Haber kaynağı sağlam olmayan kişinin tenkidi hedefine ulaşmaz. “Ey iman edenler! Eğer fâsıkın biri size bir haber getirirse onu iyice araştırın. Aksi takdirde, bilmeden bir topluluğa zarar verirsiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz” (Hucurât, 49/6). Çünkü eleştirilen kişiye, iftira atılmış, sözleri çarpıtılmış veya en azından, yanlış anlaşılmış olunabilir. Dolayısıyla fâsık ve münâfık haber kaynaklarının haberlerine karşı son derece titiz olunmalı, verdikleri haberlerde çarpıtmanın olabileceği dikkatten uzak tutulmamalıdır.


Yangında Zarar Gören Kamış Köyü’nde Tohum Dikim Töreni Gerçekleştirildi
Yangında Zarar Gören Kamış Köyü’nde Tohum Dikim Töreni Gerçekleştirildi
Yeniden Refah Partisi Karabük Teşkilatında Görev Değişimi
Eski İmam Hatip Lisesi Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Ek Binası Oldu
Karabük’lü Polis Memuru Kendini Vurdu
Ramazan Pidesi Fiyatları Belli Oldu
Barış Mahallesi’nde Altyapı Çalışmaları Başladı
27. Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali İçin Başvurular Başladı
