Karabük Haberleri

reklam

MUSTAFA ÇELENLİ YAZDI “ BİR TOPLUMDA AHLAKİ ÇÜRÜME SESSİZ KATLİAMDIR. (4)”

MUSTAFA ÇELENLİ YAZDI “ BİR TOPLUMDA AHLAKİ ÇÜRÜME SESSİZ KATLİAMDIR. (4)”
reklam
30 Ocak 2026 - 8:25

Toplumsal bozulmaya sebebiyet veren davranışlardan bir diğeri de dünyevîleşmedir. Dünyevîleşme; dinî inanç, değer ve davranışları önemsemeyerek tamamen dünyaya yönelme, ölümü unutup dünyaya bağlanma, dünyaya kilitlenip ahireti ve hesap vereceğini hiç düşünmeme hâlidir.

Hiç kuşkusuz insanoğlunun doğasında dünyaya ve onun nimetlerine karşı sevgi ve ilgi vardır. Sevgili Peygamberimiz (sas) bu gerçeğe şu hadisiyle işaret etmiştir: “Âdemoğlunun iki vadi dolusu altını olsa üçüncü bir vadi dolusunu daha arzu eder. Âdemoğlunun karnını ancak toprak doldurur. Allah tövbe eden kimsenin tövbesini kabul eder.” (Buhari, Rikak 10)

Her ümmetin bir imtihanı olduğunu, kendi ümmetinin imtihanının da mal ile olacağını bildiren Hz. Peygamber (sas), toplumsal helâke götüren mal yarışına girmek konusunda ümmetini uyarmıştır: “Sevininiz ve sizi sevindirecek şeyler ümit ediniz. Allah’a yemin ederim ki, sizler için fakirlikten korkmuyorum. Fakat ben, sizden öncekilerin önüne serildiği gibi dünya nimetlerinin sizin de önünüze serilmesinden, onların dünya için yarıştıkları gibi sizin de yarışa girmenizden, dünyanın onları helâk ettiği gibi sizi de helâk etmesinden korkuyorum” (Buhârî, Rikak 7) hadisleri günümüze işaret eden çok anlamlı uyarılardır.

Allah Resûlü (sas), sahip olduğu maldan yoksullara, yetimlere ve yolda kalmış kimselere yardımda bulunanlardan övgü ile bahsetmiş, malını haksız yollarla elde edenleri obur kimseye benzetmiş ve kıyamet gününde bu malın, sahibinin aleyhine şahitlik edeceğini hatırlatmıştır.

Müslüman, Allah’ın kendisine lütfettiği nimetlere kanaat edip şükretmeli, kul hakkına el uzatmamalı ve haram maldan uzak durmalıdır. Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: “Kim din kardeşinin haysiyetine veya herhangi bir şeyine (malına) yönelik bir haksızlık yapmışsa altın ve gümüşün fayda vermeyeceği kıyamet günü gelmeden önce o kimseyle helalleşsin. Aksi takdirde yaptığı zulüm miktarınca sevaplarından alınarak hak sahibine verilir. Şayet sevabı yoksa ya da kalmazsa hakkına girdiği kişinin günahlarından alınarak kendisine yüklenir.” (Buhari- Mezalim 10)

Ahlaki bozulmaya vesile olan davranışların tümü İslâm’ın yasakladığı gayr-ı ahlâkî fiillerdir ve toplumun çözülmesine, ahlâkî ve manevî çöküşe sebebiyet verir. Her insanın kalbi, yaptığı iyilik ve kötülüklerin etkisiyle şekillenir. Her kötülük kalpte bir kara leke oluşturur. Eğer kişi yaptığı kötülüğü anlar, pişman olur ve tövbe ederse kalbindeki o kirli nokta silinir. Ancak kişi işlediği kötülüklere devam eder, pişmanlık duymaz ve tövbe etmezse kalpteki bu kara lekeler çoğalarak zamanla kalbi kaplar. Artık o kalbin sahibi boğazına kadar günah bataklığına batmış hem dünyasını hem de ahiretini karartmış olur. Bu durum sadece bireyler için değil, toplumlar için de geçerlidir. İşlenen bir kötülük uygun bir şekilde önlenirse toplumda meydana getireceği tahribat en az zararla atlatılmış olur. Aksi takdirde o kötülük aileden mahalleye, mahalleden beldeye, beldeden bölgeye ve nihayetinde tüm ülkeye yayılır ve masum olan olmayan, suçlu olan olmayan herkes zarar görür. Allah Resûlü (sas) bunu bir gemide yaşayan iki grup insana benzetir. Kura sonucu bu iki gruptan biri geminin alt katına, diğeri ise üst kata yerleştirilmiştir. Alt kattakiler su ihtiyaçlarını gidermek için üst kata çıkmak zorunda kaldıklarından geminin alt tarafına bir delik açmaya karar verirler. Böylece üst kattakileri rahatsız etmeden ihtiyaçlarını giderebileceklerini düşünürler. Resûlullah (sas) der ki,“Eğer üsttekiler, alttakileri, yapacakları bu işten vazgeçirmezlerse hepsi birden helâk olur. Fakat onlara engel olurlarsa hepsi birden kurtulur.”(Buhari Şirket 6) Aynı şekilde toplumda bilgi ve yetki bakımından üstün olanlar diğer insanların hatalarını düzeltme gayretinde olmazsa giderek bozulan çevrede kendilerinin de felâkete uğraması kaçınılmazdır.

Günümüz Müslümanları da yaşadıkları topluma ve sosyal problemlere karşı kayıtsız kalmamalı, görmezden gelmemelidir. Çünkü Müslüman, “komşusu açken tok yatamayacak” kadar çevresine duyarlı olmayı telkin eden, dünyanın herhangi bir köşesinde bir Müslüman’ın çektiği sıkıntıyı herhangi bir organındaki sancı kadar yakından hissetmeyi öğütleyen bir dinin temsilcisidir. Dolayısıyla bulunduğu mevki, sahip olduğu imkânlar, bilgi ve becerisi, kendisine tanınan yetkiler nispetinde mutlaka çevresindekilere iyiliği tavsiye etmekle ve gördüğü kötülükleri engellemekle yükümlüdür. Bu görev yerine getirilmediğinde toplumsal çöküş kaçınılmaz olacaktır.

Allah Resûlü (sas), İsrailoğulları’nın kendi sonlarını nasıl kendilerinin hazırladığını anlattıktan sonra ashabına şu hatırlatmada bulunmuştur: “Canımı gücü ve kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, ya iyilikleri emreder ve kötülüklerden nehyedersiniz, ya da Allah kendi katından yakın zamanda üzerinize bir azap gönderir. Sonra Allah’a yalvarıp dua edersiniz ama, duanız kabul edilmez.” (Tirmizî, Fiten 9)

İyiliği yayma ve kötülüğü önleme gayreti, gücü nispetinde her müminin duyarsız kalmaması gereken bir görevdir. Ancak bu sorumluluk, yetki ve bilgi sahibi olan kimseler için daha büyük bir sorumluluktur. Kötülüklere karşı ilk adım atması gereken otorite öncelikle devlet olmalı ve bu müdahale kanunlar çerçevesinde yapılmalıdır. Bunun yanı sıra, bireyler de kendi sorumlulukları doğrultusunda kötülükleri engellemeye çalışmalıdır. Eğer inanan insan kendisini böyle bir vazifeden sorumlu görmezse bilmelidir ki üzerinde yaşadığı geminin batması hâlinde kendisi de boğulmaktan kurtulamayacaktır. Sonuç olarak her birey, sahip olduğu bilgi, beceri ve kabiliyeti nispetinde bu dinî yükümlülüğünü yerine getirmeli ve toplumsal sorumluluk adına üzerine düşen görevi yapma gayretinde olmalıdır.

reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Copyright © 2023. Karabük Haberleri Her hakkı saklıdır.