Bir toplumda ahlaki çöküşün nedenlerini inceleyenler aç gözlülük ve doyumsuzluğunbaşta gelen etkenlerden olduğunu ifade ediyorlar. Eğitim sistemi, aile ve eğitimde etkin rol oynayan diğer unsurlar nesillere mutlaka; her şeyin maddiyat, şan, şöhret olmadığını, asıl olanın güzel ve doğru insan olmak olduğunu öğretmesi gerekiyor.
Temek ahlak algısı aile ortamında oluşuyor. Evlatlarımıza bilinçli ve doğru örnek olabilmemiz, söz, karar ve davranışlarımızda uyumlu ve tutarlı olmamız etkin eğitim verebilmemizde büyük önem arz ediyor. Lakin topluma baktığımızda çocuklardan evvel, ebeveynlerimizin eğitime ihtiyaçları olduğu ortaya çıkıyor. Zira yeni nesiller sözden çok önünden gidenlerin davranışlarından etkileniyor. Dürüstlüğünde, adaletinde, merhametinde, hakkaniyetinde tutarlılık görmediği insanların anne babaları, hocaları bile olsa sözlerine itibar etmiyor.
Yapmacık davranış ve yalan söylemek de ahlaki çürümeye yol açan etkenler arasında çok önemli yer tutuyor. Yalan, insanların birbirlerine olan sevgi ve saygı duygularını sarsan, ahlâkî değerleri tahrip eden ve toplumda karşılıklı güven duygusunu ortadan kaldıran en ciddi hastalıkların başında geliyor. Söz ve davranışlarında dosdoğru olup yalandan kaçınmak Hz. Peygamber’in (sas) en önemli özelliklerinden biri olduğu gibi samimi müminlerin de en belirleyici vasfıdır.
Sevgili Peygamberimiz (sas) yalanı en büyük günahlardan saymış ve müminleri bu çirkin davranıştan sakındırmıştır. “Yalandan sakının! Çünkü yalan (insanı) kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür. Kişi devamlı yalan söyler, yalan peşinde koşarsa Allah katında “yalancı/kezzâb” olarak tescillenir.” (Müslim- Birr 105) Söz ve davranışlarıyla ümmeti için “en güzel örnek” olan Allah Resûlü (sas), yanında birisi yalan söylediğinde o kişinin hemen tövbe edip günahından arınmasını istemiş, güven duyulan bir Müslümanın Müslüman kardeşine yalan söylemesini ise ihanet olarak ifade etmiştir.
Samimi Müslüman; yalandan uzak duran, özü sözü bir olan, doğruluktan ayrılmayan kimsedir. Bu özelliklere sahip bir Müslüman dünyada ve âhirette razı olunan bir kul olarak ebedî mutluluğu ve cenneti hak etme bahtiyarlığına kavuşur. Nasıl ki yalan bütün kötülüklerin temeliyse, doğruluk ve dürüstlük de her türlü iyilik ve güzelliğin kaynağıdır.
Dürüstlük ve doğru sözlü olmak hayatın her alanında olduğu gibi, özellikle ticaret hayatında daha çok ihtiyaç duyulan bir ilkedir.Endonezya dürüst Müslüman tüccarlar sayesinde İslam ile müşerref olmuştur. Ticaretin bereketi doğruluktan, bereketsizliği ise yalandan kaynaklanır. Hz. Peygamber (sas), müminleri alışveriş esnasında yalan yere yemin etmekten özellikle sakındırmış, Allah’ın kıyamet gününde, yalan yere yemin ederek malını satmaya çalışan kimselerin yüzüne bakmayacağını ve onlarla konuşmayacağını haber vermiştir.
Ahlaki çürüme ile baş etmenin ilk adımı çürümenin farkına varmaktır. Çoğu insan bunu sistemsel bir sorun olarak gördüğü için kendisini suçluluk duygusundan kolayca sıyırıveriyor. Halbuki kişinin kontrol edebileceği alanlarda adaleti yaşatmaya çalışması bu konuda hem umudu hem motivasyonu koruyor. Mesela; İş yerinde dürüst ve adil ilişkiler kurmak, Çocuklara değer temelli eğitim vermek, Komşuluk ilişkilerinde güveni güçlendirmek gibi şahsi olarak dikkat edilebilecek hususlarda bireysel yönelimler çok büyük önem arz ediyor, çürümenin önünde de en büyük engel özelliğini taşıyor.
Toplumdaki ahlaki çöküşün diğer sebeplerine bakıldığında,toplum ahlakını bilinçli olarak, projeler üreterek bozmaya çalışan örgütleri, oluşumları, ihanet şebekelerini görüyoruz. Bunlar her konuda sosyal medyaları, televizyonları kullanarak ahlaksızlıkları normalleştirmeye, sıradanlaştırmaya çalışıyorlar. Tabuları yıkıyor, ayıp algısını ortadan kaldırıyorlar. Bazı mutaassıp aileler bile bu en sinsi içerikler içeren programları hiç dikkat etmeden aile boyu izlemekte sakınca görmüyorlar. Hedeflenen dejenerasyonu ya umursamıyor ya da farkına varmıyorlar. Çocukların sosyal medyada serbest bırakılması, karşılaştıkları tehlikelerin bilinmemesi, onlara rehberlik edilmemesi de ayrı bir facia.
Toplum ahlakımızı yeniden düzene sokmak için televizyon ve sosyal medyayı iyi kontrol etmek, tahrip edici yapılara alternatif yapıcı içerikler üretmek günümüzün en büyük ihtiyacı, ilgili ve yetkililerin en önemli görevidir. Özellikle toplumun kutsalları hakkında uluorta konuşulmasının önüne geçilmesi gerekmektedir. Ayıp mutlaka ayıplanmalı, yanlışlarla ilgili bilgilendirmeler yapılmalı, önlemler alınmalı, cinsel tercihler herkesin gözüne sokulmamalı, kimse özel alanından dışarı çıkmamalı, özel hayatların çirkinlikleri ifşa edilmemelidir. Prof. Dr. Oytun Erbaş “Filmler ve diziler korkunç durumda. Türk dizileri denetlenmeli, senaryoları incelenmeli, Rap şarkılarının sözleri değiştirilmeli. Bunlar toplumu çökertme sanatıdır.”uyarısında bulunuyor. Kılık kıyafette aşırı çıplaklığın ve ilkelliğin önüne geçilmeli, cahil ve sapkın soytarıların toplumu dejenere etmesine müsaade edilmemeli, toplumun değerleri, âdâb-ı meâşeret kuralları mutlaka işlevsel hale getirilmelidir. Hırsızlıkları önlemek için gösterilmesi gereken hassasiyet mutlaka arsızlıkları önlemek için de gösterilmelidir. Bu bir milletin yetkili ve etkili insanlarının milletine ve gelecek nesillerine karşı en büyük sorumluluğudur. Zira; Ülkeyi imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil, imar ettiğiniz ülkeyi tahrip eder. Verdiğiniz emek, çektiğiniz zahmet de boşa gider.


AK Parti Teşkilatı’ndan Esnaf Ziyareti
AK Parti Teşkilatı’ndan Esnaf Ziyareti
Başkan Köse’den Vali Çağatay’a Ziyaret
Yeniden Refah Partisi Bayrak Dağıtti
Karabük’te Program Yoğun Katılımla Gerçekleştirildi
Karabük’lü Muhammed Fatih LORD Türkiye Şampiyonu Oldu
Karabük’te 36 Bin 617 Öğrenci Karne Heyecanı Yaşadı
MUSTAFA ÇELENLİ YAZDI “ BİR TOPLUMDA AHLAKİ ÇÜRÜME SESSİZ KATLİAMDIR. (2)”
