İNSAN, psikolojisindeki ritim gereği kimi zaman ağlar, kimi zaman neşelenir, kimi zaman mutluluk duyar, kimi zaman da sıkıntı ve ıstırap çeker. Bu yapı insan psikolojisinin durağan değil hareketli ve değişken olduğunu ifade eder. Yüce Allah’ın, Beled Suresi’nin 4. ayetinde “Biz insanı sıkıntılar içinde yarattık.” İfadesi bu durumu izah eder:
Ayette geçen “kebed” kelimesi; “sıkıntı, acı, zorluk, baskı ve imtihan” manalarında kullanılmıştır. Diğer bir anlamı da“şiddet” demektir. Bu kelime insanın dünyada zorluklar içinde yaratılıp, zorluklar içinde hayatını sürdüreceğine işaret etmektedir.
İnsan potansiyelinin harekete geçmesi ve insanın olgunlaşması ciddi sınavlar ve zorlu süreçler ile mümkündür. Konforu amaç haline getirenler hayatın anlamından hızla uzaklaşır ve hazlarına yenik düşerler. Acılara, tahammülü, tevekkülü ve takvayı yükleyenler yücelirler. Acılar kimi insanı olgunlaştırır, sakin ve duyarlı hale getirir. Kimi insanı yaşlandırır, zayıf ve kırılgan hale getirir. Kimi insanı da çocuklaştırır, duyarsız ve hırçın hale getirir.
Yaşamın çetin rüzgârlarına rağmen dağılmayan ve kendini dağıtmayanlar, Allah katındaki kıymetin zorlu sınavlardaki duruşumuza bağlı olduğunu bilenlerdir.
İnsanlık tarihi bize, refahla şımaranların ilahi ceza ve uyarıya nasıl maruz kaldıklarını hatırlatan örneklerle doludur. Musibetler her zaman cezalandırmak için değil, çoğu zaman terbiye etmek ve arındırmak içindir. Acılar insanlara acizliğini hissettirir ve Allah’a yakınlığı artırır. Acılar istenmez, ancak kaçınılmaz acılar geldiğinde ibret ve hikmet nazarıyla karşılamak gerekir. Gam ve keder açığımızı ve aczimizi görmemize yardım eder.
Acılar hayat mektebinin öğretileridir. Her biri bir not, bir işaret, bir uyarıdır. Olgunlaşmanın bir yolu da çile ile yoğrulmaktan geçer. Zorlanmadan zirveye yürünmez, yorulmadan yokuşlar aşılmaz, hareket etmeden zinde kalınmaz.
Elbette biz acılar için yaratılmadık fakat olgunlaşmak acılarla oluyor. Bizi yoğuran kaderimizdir kederimiz değil zira keder yoğrulmanın aracıdır. O bizi daha güçlü, daha güzel, daha gerçek kılmak içindir. Müminler için meşakkat ve mahrumiyetler bir yönü ile Allah’ın sessiz terbiye sistemidir. Çektiğimiz sancılar, yaşadığımız acılar yeniden Allah yönelmemize vesile oluyorsa bizim için hayırdır. Zira acı çekmeyen bir nebi, bir veli, bir sâlih kul, bir dava eri yoktur.
Zahmetsiz nimetlere, bedelsiz güzelliklere müşteri olmak, Allah’ın yaratılışta koyduğu kuralı yanlış okumaktır. Belki bugün yük ağır, yol uzun, nefes dar fakat unutmayalım ki, acılar insan ruhunun doğum sancısıdır. Acılar kalıcı değil, bağışıklık ve dayanıklılık sistemimizi güçlendiren uygulamalardır.
Her gözyaşı kalbin abdesti, her akan ter yarınların yatırımıdır. Mücadele ve meşakkat insanın yeryüzü ödevidir. Hayat bir yolculuksa, zorunlu olarak yürümek, yorulmak ama yılmamak gerekir. Çetin seferlerde dik durmayı, dinamik kalmayı, duruşunu bozmamayı başarmak, acı çeksek de acze düşmemek, kaybetsek de karamsarlığa fırsat vermemek gerekir. İnsan zannedildiği gibi rahatlık için değil, dayanmak ve direnmek için yaratılmıştır. İnsanoğlu daha dünyaya gelirken hayata ağlayarak başlar. Çünkü dünya güle oynaya, gönül eğlendirecek bir yer değildir.
Çaresizlik insanı ya çare sahibine döndürüp çare arayışına yöneltir. Ya da melankoliğe bağlayıp depresyona sokar. Gözler nice daha büyük acılara şahit olsa da kendi acımız bize dağ gibi görünür. Acıları gerçeğin üzerini örtmeden, sabır ederek, dersler çıkararak karşılamak gerekir. Bize düşen şikâyet edip, ah-vah demek yerine çözüme giden yolları aramaya emek vermektir.
İnsanın kendine yapabileceği en büyük kötülük; konfor alanından çıkmamak ve özellikle derin düşünceyi terk edip kafa konforunu bozmamaktır. Konfor düşkünlüğü zihni, ruhu, kalbi, iradeyi felç eder. Zira, konfor, lüks, israf, haz ve hoyratlıklar tüm İslami ve insani değerleri çürütüyor. Kafasına göre takılan, keyfine göre yaşayan, fıtrata başkaldırmış, yaratılış gayesine isyan etmiş olur.
Yozlaşmanın, kokuşmanın, gevşemenin sebebi sürekli daha rahat, daha konforlu bir yaşam arzusudur. Acılarla büyüyen Gazze bizim için bir aynadır. O aynaya bir kere bakmak ve o aynada kendimizle yüzleşebilmek bugün en fazla ihtiyacımız olan şeylerin başında geliyor. Belki o zaman maruz kaldığımız miskin hayattan ve boş vermişlik zilletinden kurtulabiliriz.
İnsanlığın en büyük sıkıntıları, acıları ve zorlukları; aklını kullanmamak, bilgisizlik ve imansızlıktan kaynaklanıyor. Bunların yokluğu sıkıntıya sıkıntılar katmakta, sıkıntıları derinleştirmekte, kan dökmeye, savaşa ve düşmanlıklara yol açmaktadır. Cehaletin insanlığa verdiği sıkıntı, şeytanın verdiği sıkıntıyla birleşince insanlık karanlığın dehlizlerinde kaybolmaktadır.
İnsanların psikolojik ve manevi anlamda sıkıntıları, acıları olduğu kadar, sosyal, siyasal, ekonomik, eğitimsel ve dinsel anlamda da elbette sıkıntıları var. Bunlarla baş etme telaşı başka sıkıntıları beraberinde getirmemeli, savrulmalara vesile olmamalıdır. Acılar ve sıkıntılar insanı olgunlaştırıyorsa, hayatı farklı bir pencereden görmeyi öğretiyor ve daha güçlü kılıyorsa o acıları hayat imtihanının ev ödevleri olarak görmek, üstesinden gelmek için doğru duruş ve yöntemlerle imtihanı kazanmaya odaklanmak mü’min ferasetinin gereği ve izlenecek en doğru yoldur.


Karabük’te Doğal Doğuma Güçlü İş Birliği: Her Gebeye Bir Ebe
Karabük’te Doğal Doğuma Güçlü İş Birliği: Her Gebeye Bir Ebe
Okul ve Aile Modülü Kapsamında Aile Eğitimleri Gerçekleştiriliyor
Çocuk Hakları Komitesi Farkındalık Çalışmas
Uçurtmalar Vurulmasın, Gökyüzü Çocuklara Kalsın Etkinliği Gerçekleştirildi
Safranbolu’da Pedallar Doğa Tarih ve Doğanın İçinde Döndü
KURTULUŞ (HADDEHANE) KAVŞAĞINDA TRAFİK DÜZENLEMESİ
22 YAŞINDAKİ TIP FAKÜLTESİ 4. SINIF ÖĞRENCİSİ SILA DEMİRCİ ANKARA’’DA BULUNDU
