Karabük Haberleri

reklam

MUSTAFA ÇEKENLİ YAZDI “YAPTIKLARINIZI ALLAH İÇİN YAPMIYORSANIZ; BOŞUNA YORULMAYIN”

MUSTAFA ÇEKENLİ YAZDI “YAPTIKLARINIZI ALLAH İÇİN YAPMIYORSANIZ; BOŞUNA YORULMAYIN”
reklam
09 Ekim 2026 - 7:56

Müslüman için bir şeyi yapmanın, beğenmenin, doğru bulmanın, güzel görmenin yani meşruiyetin ölçüsü vardır. Bu ölçü şahsi hevesler veya dönemsel trendler değil, Allah’ın koyduğu kurallar (helal ve haram sınırları)dır. Bu esas İslam ahlakının ve inanç esaslarının temel dayanaklarındandır. Bu bilinç Mü’min’in istikameti açısından çok büyük önem ve anlam ifade eder.

İslam itikadında değişen dünyaya ve popüler kültüre göre yön değiştirmek değil, sabit ve güvenilir bir ahlaki pusulaya sahip olmak esastır. İhlas ve samimiyettekiölçü; amelleri, beğenileri ve sevgileri çıkar ya da insanların rızasına göre değil, yalnızca Allah’ın rızasına göre şekillendirmek olmalıdır. Sınırsız insan arzularını ilahi bir ölçüyle sınırlandırmak, kişiyi doyumsuzluktan ve modern çağın getirdiği manevi boşluklardan korur, sahibine manevi doyum ve iç huzuru sağlar.

İslam inancına göre amellerin Allah katında değer bulması ancak ihlasla, yani yalnızca Allah rızası için yapılmasıyla mümkündür. Eğer niyet dünya menfaati, gösteriş (riya) veya insanların övgüsünü kazanmak ise, o amel ne kadar büyük görünürse görünsün manevi bir karşılığı olmaz ve kişiye sadece yorgunluğu kalır.

İfade ettiğimiz bu yaklaşım İslam inancının ve ahlakının en temel ölçülerindendir. Bir Müslümanın hayatındaki beğenileri, sevgileri, nefretleri ve değer yargıları Allah’ın koyduğu kurallara (helal ve haram ölçülerine) dayanmalıdır. Bu durum İslam literatüründe “El-hubbu fillah Ve’l-buğzu fillah” (Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek) prensibiyle açıklanır. Yani bir şeyi sadece nefsimizin istediği için değil, Allah istediği ve razı olduğu için beğenmek ve hayatımıza dahil etmek gerekir.

İnsanlar en çok ve en çabuk sapma ve yanlışa düşme riskini beğenilerinde yaşarlar. Beğenme, hoşlanma ve davranışlarımız hususunda ilahi bir disipline tabi olmamız gerektiği bilinci Müslümanın şuur ölçüsüdür.Allah’ın beğendiklerini beğenme, Allah’ın yerdiklerini yerme konusunda net olamamak, gelgitler içerisinde bocalamak sıkıntılarımızın asıl sebeplerindendir. Müslüman Allah’ın beğenmediklerini beğenme hakkının olmadığını bilmelidir. Beğenilerimiz O’nun beğenileri ile örtüşmediği zaman ondan vaz geçemiyorsak sıkıntılarımıza başka sebep aramaya gerek yoktur.

Hz. Muhammed (sav), imanın kemâlini “Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek” olarak açıklamıştır. Müslüman, bir şeyi beğenirken veya onaylarken bunun Hak katında ne anlam ifade ettiğini hesap etmelidir. Edep ve iffet kurallarına uymayan, müstehcen, insan onurunu zedeleyen ya da haksızlığı öven içeriklere onay verilmemelidir. Günümüz dijital dünyasında sosyal medyada atılan her bir beğeni veya bırakılan her bir yorum kişinin niyetine ve karşı tarafa vereceği mesaja göre değer ve anlam kazanır. O nedenle fitneye veya harama kapı aralayacak beğenilerden kaçınılmalıdır.

Bir Müslüman olarak beğenilerimizde başıboş, başımıza buyruk hareket etme serbestisine sahip değiliz. Beğenirken bağlı olduğumuz bir disiplin var ve seçimlerimizi o disiplin, yani Allah’ın hoşnutluğu üzerinden yapmalıyız. Müslümanlar olarak bu konuda ilkesiz, ölçüsüz olamayacağımızı, canımızın istediği gibi hareket etme hakkına sahip olmadığımızı bilmemiz gerekir. Rabbimizin izin ve işaretlerine göre kendimizi konumlandırmalıyız. Allah(cc)’ın bizim için beğendikleri, bizim kendimiz için beğendiklerimizden daha hayırlıdır. “…. Hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olabilir. Hoşlandığınız bir şey de sizin için kötü olabilir. Gerçeği Allah bilir siz bilemezsiniz.” (Bakara, 216)

O halde beğenilerimizin belirleyicisi; piyasa, pazar, moda, marka, model, toplum, sistem, çevre, kapitalist baronlar, reklam dünyası ya da azgın arzularımız değil, Allah’ın rızası ve kuralları olmalıdır. Kısacası sevgilerimizi de öfkelerimizi de Allah’ın kurallarına göre belirlemek zorundayız. Övgüler de yergiler de Allah için olmalıdır. Allah’ın pis dediğine biz temiz diyemeyiz. İşi heva ve hevese bırakırsak, zamanla beğendiklerimizin bağımlısı hatta esiri oluruz.

İkinci sıkıntımız ise; beğenilme arzusudur. Modern zamanlarda bir kendini beğendirme furyasıdır aldı başını gidiyor. Daha çok beğeni, daha fazla takipçi, daha yoğun alkış, daha yüksek tanınırlık. Yani popülizm hızla insanları baştan çıkarıyor ve ne oldum delisi bir nesil geliyor. İmaj, prestij, makyaj, maske, karizma derken insan doğallık ve dürüstlükten hızla uzaklaşıyor. İş yalakalık, yağcılık boyutlarına kadar kayıyor. Kozmetik, estetik, sentetik sektörü hep beğeni toplamaya hizmet ediyor. Sürekli beğenilme arzusu, egonun egemenliğine dönüşüyor. Karakter zafiyeti, şahsiyet erimesi, kimlik krizi hep kendini beğendirme hastalığının sonuçları.

Unutmayalım; kendini beğenme belası belki de belaların en beteridir. Şeytan’ın başına gelen felaket kendini beğenme hastalığından dolayıdır. Gurura ve kibre kapılarak bulunduğu konumdan nerelere savruldu. Hep kendini merkeze alan, dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanan, sürekli kendine yatırım yapan; kendine en büyük kötülüğü yaptığının farkında olmalıdır.

Bugün gerek ümmet gerekse beşeriyet zulüm ve sıkıntı adına ne çekiyorsa kendini beğenmişlerin elinden çekiyor. Dünya kibir ve gurur sahiplerinin elinde kan gölüne, ateş topuna döndü. Bu durumda bir Müslüman olarak öncelikli hedefimiz Rabbimizin; “Onlar Allah’tan razı, Allah da onlardan razı.” (Beyyine 8) Tarifindeki kulluk çizgisine gelebilmek, o keyfiyeti ve duruşu yakalayabilmek, sürdürebilmek ve bu ilkeyi yaşamımızın merkezine alarak ebedi aleme öyle gidebilmek olmalıdır…

reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Copyright © 2023. Karabük Haberleri Her hakkı saklıdır.