Karabük Haberleri

reklam

MUSTAFA ÇELENLİ YAZDI “İLK TAŞI GÜNAHSIZ OLAN ATSIN! ”

MUSTAFA ÇELENLİ YAZDI “İLK TAŞI GÜNAHSIZ OLAN ATSIN! ”
reklam
07 Ağustos 2026 - 10:01

Kul kusursuz olmuyor. Gel gör ki kimse kusurlu olduğunu kabul etmiyor. Herkes kendini sütten çıkmış ak kaşık görüyor ve zeytinyağı gibi üste çıkmayı beceriyor. Büyüklerimiz “kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz.” demişler. Kimse ayranım ekşi demiyor. Günahkâr olduğunu itiraf etmeye kimse cesaret edemiyor. Herkes kendini günahsız, ötekini ise taşlanmayı hak etmiş günahkâr olarak görüyor. Kendi günahına bakmak yerine herkesin gözü ‘ötekinin’ üzerinde ve taşlamak için fırsat kolluyor.

İnsana yakışan Nefsini temize çıkarmak değil, nefsini temizlemektir. Nefsini temize çıkaran aldanmış, temizleyen ise gerçekten arınmıştır. Yüce Rabbimiz konuyu en net ifadelerle ortaya koyuyor: “Siz kendinizi temize çıkarmayın.” (Necm, 32) ” Nefsini temizleyen kurtulmuştur.” (Şems, 9)  

Bugün yeryüzü Nefsi Emmâre imparatorluğunun işgali altında. Modern dünya gırtlağına kadar günahlara batmış, gurur, kibir, ucub tavan yapmış, kimse kendine toz kondurmuyor. İnsanlar tuhaflaşmış, suçüstü yakalansa bile suçu kolayca başkasının üstüne atabilir olmuş.

Kötülüklere, kirliliklere kılıf bulma, kamufle etme becerisinde üstümüze yok. Herkesin “kalbim temiz” rahatlığında. Artık kendimize karşı da dürüst değiliz, kendimizi kandırıyoruz. İçimizdeki şeytanı taşlamamız gerekirken onu bir güzel besliyoruz. Popüler kültür insanlara kendini nasıl arındırabileceğini değil  nasıl pazarlayabileceğini öğretiyor. Suçunu fark etmek, kabul etmek erdemini yitirdik. Herkes nefsinin avukatı, başkasının yargıcı olmuş.

Kerameti kendinden bilenlerin kimseye tahammülü yok. Kendilerini eleştiriye, uyarıya, nasihate kapatmışlar. Ne günahını itiraf edebiliyor ne de af dileme erdemini gösterebiliyorlar. Ciddi bir Yahudileşme temayülü altındayız. Hani şu, sürekli kendilerini temize çıkaran, üstün ırk gören, kurtuluşa ermiş sanan Yahudi zihniyeti var ya topluma sinsice siniyor ve bir salgın gibi yayılıyor.

En büyük tehlike; kendi dünyamızda günahlarımızla birlikte mutlu bir devran sürüyor olmamız. Kendimizden emin, geleceğimizi garantide görüyoruz. Nasıl olsa en güzel Müslümanlık bizde (!). İmanımız bizi temizleyip güzel Müslüman edecekken, kendimizi temize çıkarma aparatına dönüşmüş.

Hiçbirimiz günahsız değiliz ama ustalıkla kendimizi temize çıkarabiliyor, haklı bulabiliyoruz. Sanki soframız, tezgâhımız, evimiz, sokağımız, siyasetimiz her şeyimiz tertemiz. Toplumda kötülük kat sayısı artarken, ahlaksızlık tavan yaparken biz yine de kendimizi temize çıkarabiliyorsak, bu aldırmazlık becerimize ağlamak mı alkışlamak (!) mı gerekiyor bilmiyorum.

Kimsenin çürümüşlükten çözüm çıkarma imkânı yoktur. Artık kendimizi temizmiş gibi göstermekten vazgeçmek, gerçekten temizlenmenin ve temiz kalmanın yolunu bulmak zorundayız. Tövbe kapısı daima açık. Sahte gerekçelerde savrulup gitmeden Rabbimizin uyarısına kulak verelim: “Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Allah dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar haksızlık yapmaz.” (Nisâ, 49) 

Sorunun çözümü öncelikle özeleştiri, orijinal ifadesi ile tövbe ve istiğfardadır. İncil’de geçer, Hz. İsa a.s. ın kıssasında anlatılır; Zina yaptığı iddia edilen bir kadını taşlamak için can atan topluluğa Hz. İsa şöyle der: “İlk taşı, günahsız olan atsın”. Herkes kendine bakar ve kimse taş atamaz. Kadın da affedilir.

Kimse günahsız değil ama kimse de günahkâr olduğunu kabullenecek cesarette değil. Yani Hz. İsa’nın kavmi kadar cesur değiliz. Taşı atmayan herkes günahkâr olduğunu itiraf etmişti o zaman. Bugün olsa, herkes taş yağmuruna tutar o kadını. Kadının çok günahkâr olduğuna inandığı için değil, kendinin günahkâr olduğunu gizlemek için yapar bunu.

Günümüzde insanlar kendi günahını örtmek için, ötekinin ne kadar günahkâr olduğunu ispatlamaya çalışıyorlar. Televizyon ekranları saatlerce ötekinin nasıl günahkâr olduğunu anlatan insanlarla dolu. Herkes ötekinin günahını ispatlayınca cennete gireceğini zannediyor. Bunun için ekranlarda tartışıyor, bağırıyor, sehpaları deviriyorlar. Herkes günahsız olduğunu ispatlamak için ilk taşı atma yarışında.

Oysa gerçekten bir sorunu çözmek isteyen insanlar, o taşı atamazlar. Eğer içlerinde zerre kadar vicdan ve adalet kalmışsa, ilk taşı döner kendilerine atarlar. O zaman günahsız insanlar kurtulabilir belki. Bu ülkede sorun çözmeye niyetli insanlar önce özeleştiri yapmalıdır. “Benim günahım, hatam nedir?” diye kendilerine sormalıdır. İşin en garibi, herkes günahlarıyla birlikte kendinin mutlu zannediyor. Halbuki dünya ve ahirette gerçek mutluluk günahlardan arındığımız zaman geliyor

reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Copyright © 2023. Karabük Haberleri Her hakkı saklıdır.