Karabük Haberleri

reklam

MUSTAFA ÇELENLİ YAZDI “ SANA ÖLÜM GELİNCEYE KADAR RABBİNE İBADETE DEVAM ET”

MUSTAFA ÇELENLİ YAZDI “ SANA ÖLÜM GELİNCEYE KADAR RABBİNE İBADETE DEVAM ET”
reklam
08 Mayıs 2026 - 10:50

Kulluk, istikamet üzere istikrarlı olmayı gerektirir. Başarının önündeki en büyük engel istikrarsızlıktır. İstikrarsızlık, dengeli ve kararlı bir durumda olamama, şartlara göre sürekli değişiklik gösterme, kararsızlık veya tutarsızlık durumu olarak tanımlanır. İdealler doğrultusunda arzu edilen bir yaşamda tutarlılığın, sağlamlığın ve güvenilirliğin bulunmadığı, inişli çıkışlı bir süreci ifade eder.

Kulluk yürüyüşümüzde en büyük tehditlerimizin başında istikrarsızlığımız geliyor. Kararlı olamama, tutarlı ve devamlı olamama en büyük sorunumuz.İstikrarın en önemli göstergesi itidal (dengeli olmak) ve istikamettir (doğru yerde olmak). Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. Bir konuda kararlı olmak o işin yarısından çoğunu başarmak demektir. Durmadan devam edildiğinde, ne kadar yavaş gidildiğinin bir önemi yoktur.“İbadetlerin en hayırlısı az da olsa devamlı olanıdır” buyuruyor peygamberimiz. Yorulduğunda bırakmayı değil, dinlenmeyi öğrenmek gerekiyor. Güç fiziki kapasiteden değil, boyun eğmeyen iradeden geliyor. Akan su yosun tutmuyor. İnsanın gerçek gücü hızlı sıçrayışından değil, kararlı duruşunun sürekliliğinden geliyor.

İstikrarsızlık insanı bozuyor. Niyetler değişirse netlik bozuluyor, nitelik kayboluyor, aidiyetlerde aşınmalar oluşuyor. Düşüncede, söylemde, temel ilkelerde belirsizlikler, başıboşluklar oluşursa insanın yaşamı bulanıklaşıyor. Bu gibi durumlarda öncelikler sıralamasında tercihlerimizi doğru yapmamız gerekiyor. Ana mecradan çıkmadan, ara sokaklarda ve geçici gündemlerde boğulmadan, sefer ve sorumluluk bilinci ile hedefe odaklanmak dışında seçeneğimiz yoktur. Mücadeleyi askıya almadan, heyecanımızı körelten sebeplerden uzak durarak, adımlarımızı hızlandırmak, saflarımızı sıklaştırmak mecburiyetindeyiz.

İstikrarsızlık en başta itibarı zedeliyor, iradeyi zayıflatıyor, iddia ve idealleri gölgeliyor.İnsanları kısırdöngülerden kurtulamaz hale getiriyor. İstikrarsızlık istismarcıların elini güçlendiriyor. İnandırıcılığımızı yok ediyor. Sözlerin en güzelini söylesek bile sözümüzü kimse duymuyor. Çelişkilerimiz çağrımızı etkisizleştiriyor, çizgimizi seçilemez hale getiriyor. Hayatımız yarım kalan işler, gerçekleştirilememiş projeler, ulaşılamamış hedefler, yerine getirilememiş vaatler çöplüğüne dönüyor.

Dünyada vazgeçenler değil, azmedenler hatırlanıyor. Posta pulu gibi hedefe ulaşana kadar ideale yapışık olmak gerekiyor. İnandığımız davayı sürdürmek ve sonuna kadar götürmek zorundayız. Tutarlı olursak tuttuğumuzu koparırız. Kararlılığımızla korkuların, karanlıkların, karamsarlıkların ve tüm kötülüklerin kökünü kazıyabiliriz. Yeter ki kendimize olan özgüvenimizi ve direncimizi kaybetmeyelim. Her devrin değil derdimizin ve davamızın adamı olalım. Rüzgara göre yön değiştiren, tarlasını yağmurun yağdığı yere götüren, konformizmin kucağında uyuşup kalan olmamalıyız. Gündemler anaforunda kaybolmadan, kendi gündemimize dönmek ve kendi işimize bakmak zorundayız.

Gün gelir üzülebiliriz ama kendimizi dağıtamayız ve de dağılamayız. Sarsılabiliriz ancak savrulamayız. Düşebiliriz fakat düştüğümüz yerden kalkabilmeliyiz. İnsanız, yenilebiliriz, yenilgi de yengi de bizim için fakat ye’se (ümitsizliğe) düşmeye hakkımız yoktur. Her şeyin kendiliğinden yoluna girmesini beklemeden, ailemizde, toplumumuzda, mazlum coğrafyalarda, insanlık ailesinde bizi bekleyen yürekleri daha fazla bekletmemeli, seferde olmanın bedeli her ne ise göze alarak yola koyulmalıyız.

En karanlık günlerde bile günün sonunda sabaha çıkacağımıza, her zorluğun bir kolaylığa gebe olduğuna inanmalıyız. Boğucu, sıkıcı süreçlerden sonra huzurun ve sevincin bir ödül olarak bize sunulacağını bilerek sabrı kuşanmalı ve koşmalıyız. Kaderimize küsmeden, kurtarıcı beklemeden, kendi kıt kanaat imkânlarımızla imtihanımızı verebilme kararlılığını göstermek mecburiyetindeyiz.

Bazı yenilgiler, insanların başarıya ne kadar yakın olduklarını bilmeden işi yarıda bırakmalarından kaynaklanır. Mücadeleden asla vazgeçmemek gerekiyor; çünkü kaybedenler genellikle vazgeçenler oluyor. Çabaların meyvesi, ancak kişi vazgeçmediğinde ortaya çıkıyor. Vazgeçmeyen insanın yenilmesi diye bir şey olmuyor. Aslında insan devam etmeyi bırakana kadar başarısız olmuş sayılmaz. Kaybetmekten yılmayan kişi her an kazanmanın eşiğindedir.

Unutmayalım ki, istikrarlı olmanın şartı; samimi olmak, Allah’ın rızasını öncelemek ve doğru hareket etmektir. Evet, istikrar ihlas gerektirir. Zaman, sonuca takılı kalmadan kaldığımız yerden devam etme zamanıdır. Sonucu takdir edecek olan Cenab-ı Hak’dır. Biz inancı uğruna nice çileler çekmiş mücadele insanlarının devamı, nice mübarek insanların bıraktığı kutsal emaneti devam ettirme görevinin sorumlularıyız. Mücadelenin ortasında vazgeçenler, sonunu asla göremezler. Zira düşler sadakati sever! Başarıya ulaşamayanların yüzde doksanı yenilgiye uğramamış belki ama sadece pes etmiş olanlardır. Tecrübelerimin bana öğrettiği bir şey var diyor Henry D. Thoreau; “Hayallerinin peşinden emin adımlarla yürüyen ve arzu ettiği hayatı yaşamak için gayret sarf eden insanlar, beklenmedik bir anda bekledikleri başarıyla karşılaşıverirler.

reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Copyright © 2023. Karabük Haberleri Her hakkı saklıdır.