Karabük Haberleri

reklam

MUSTAFA ÇELENLİ YAZDI “ ÇABA BİZİM, HÜKÜM ALLAH’IN”

MUSTAFA ÇELENLİ YAZDI “ ÇABA BİZİM, HÜKÜM ALLAH’IN”
reklam
17 Nisan 2026 - 10:21

“Hüküm ancak Allah’ındır” (İni’l-Hükmü İllâ Lillâh) (Yusuf Suresi 40 ve 67). Mutlak otorite, hak ile batılı ayırt etme yetkisi ve nihai karar mercii yalnızca Allah’tır. Bu İslam’ın “Temel Tevhid İlkesi”dir. Yaratıcının koyduğu kanunların üstünlüğünü, kullukta sadece O’na yönelinmesi gerektiğini, kâinatta, mülkte ve şeriatta son sözü söyleme yetkisinin sadece Allah’a ait olduğunu ifade eden bu ilke İslam inancının temelini oluşturur.

İslam inancına göre Allah, kâinatın mutlak hâkimi olarak hayatın her ânına ve her alanına müdahale eder. Bu müdahale hidayet, takdir, imtihan ve yardım şeklinde gerçekleşir. İnsan cüzi iradesiyle seçim yapar, Allah ise mutlak iradesiyle sonucu yaratır. Kuşkusuz yüce Allah yegâne yaratan, yaşatan, yöneten, yönlendiren, yol ve yöntem belirleyendir. Dolayısıyla Allah (cc) hayatımızın her anına müdâhale edendir.

Hayatı Allah ve Resulünün müdahalesine kapatmak ilahlık iddiasında bulunmak ya da başka ilahlara kul olmak anlamına gelir. Böyle hayatlar meşruluğunu yitirmiş sefil (düşük) hayatlardır. Hiç kimsenin Allah’ı, vicdanlara, mabetlere ve kozmik âleme hapsetmeye hakkı yoktur. Ayette “İnsan bizim kendisini “kerih bir nutfe”den (iğrenç bir sudan) yarattığımızı görmez mi ki, şimdi o apaçık bir hasım (düşman) kesilmektedir.” (Yâsin: 77) buyurulur. Hiçbir fani Allah’ın egemenliğini sınırlama cüretinde bulanamaz. Alın yazımıza müdahil olan (karışan) Allah, tarihe, topluma, tabiatın işleyişi ile birlikte hayatımızın her ânına ve alanına da müdahildir.

Allah’ın hayata müdahalesi vahiy iledir. Kur’an sadece bir öğüt değil, yaşamı yeniden örgütleyen bir hayat kılavuzudur. Vahyin aracısı Hz. Muhammed (sav) el-Eminolduğu kadar, el-Emir dir de. O sadece vaaz (anlatmak) etmekle kalmaz, aynı zamanda va’z eder (kural koyar). İşleyişin şeklini yaşayarak tarif eder. Konuşan peygamber aynı zamanda komutan peygamberdir. Çünkü “Kur’an edebiyat değil, hayattır.” O sadece bir “düşünce tarzı” sunmaz, bir “yaşama tarzı” önerir. Zira vahyin, yaşamın tüm ünitelerine yönelik öneri, uyarı ve emirleri vardır. Vahiy sadece önermez, yeniden yapılandırır, yanlışları düzeltir. Vahyin düzeni, disiplini ve geçerliliği tüm zamanları ve zeminleri kapsar.

Günümüz insanı; ‘’Benim tercihim, kendi özelim, bana kimse karışamaz.’’ “Benimle Allah arasına kimse giremez”gibi mantık sapmalarıyla Allah’ın hükümranlık yetkisini tanımamak gibi bir inkâr girdabında debelenmektedir. “Benim özelim” dediğinde, artık ona kimse dokunamıyor. Bu anlayış zamanla “dokunulmazlık zırhına” dönüşüyor.Bireysel özgürlük düşüncesi, bireysel başkaldırıya evriliyor. Ağızlardan düşmeyen sakız “özel hayat”. Artık kimse kimseyi uyaramıyor. Haramlardan sakındıramıyor, günahlardan kaçınmasını isteyemiyor. Böylece günahların önü alabildiğine açılıyor, hatta günahlar estetize edilerek özel ambalajlarda sunuluyor. Haramların önündeki bariyerler tek tek kaldırılıyor. Bazı yasalar da bu anlayışa hizmet eder yönde değişiyor ve işliyor.

Kimse irşâd, ikaz, ıslah istemiyor; “Beni rahat bırakın” söylemi insanların sorumluluklarının üstünü örtüyor. Liberal rüzgârlar duyarlılıkları sulandırıyor. “İyiliği emretme, kötülüğü engelleme” görevinin farz oluşunun sanki geçerliliği kalmamış gibi davranılıyor. Çıplaklık, ahlaksızlık, hırsızlık, haksızlık, yolsuzluk, faiz, cinsel sapkınlık, alkol sınır tanımıyor. Bunlara müdahale edilemediği gibi müdahale etmesi gerekenler hızla bu işlerin normalliğine alıştırılıyor.Şeytana ve işbirlikçilerine geniş alanlar açılıyor. Böylece toplumda ahlaksızlık, haksızlık, kirlilik kanıksanıyor, normalmiş algısı oluşuyor.

Elbette kimsenin mahremiyetini deşifre etmek gerekmiyor. Lakin senin özelin benim genelimi bozuyorsa artık orada özel hayat anlamını yitiriyor. Sedd-i Zerâî (kötülüğe giden yolları kapatmak) gerekiyor. Bu yozlaşmaya, daha ötesi bu kötülük ve kirlilik tufanına bir şekilde “Dur!” demek gerekiyor. Zira; Bireysel özgürlük savunması ile bozulmanın, dejenerasyonun önü alabildiğine açılırken düzeltmenin, ıslah etmenin alanı olabildiğince daraltılıyor.

Egemenlerin arzusu;iddialarından, etkinliğinden vazgeçmiş edilgen bir din ve hiçbir şeye karışmayan, kabuğuna çekilmiş, inancı vicdanına hapsedilmiş Müslümanlar. Böyle bir İslami kitle oluşturulmak isteniyor ve bunun için çalışılıyor. Kültür Emperyalizmi, resmî ideoloji, toplumu dizayn etmek isteyen iç ve dış güçler hep bu hedef için çabalıyorlar.

Dindarların, İslami değerlerinde duyarlı olanların nerede ve nasıl durduklarını yeniden ve acilen gözden geçirmeleri gerekiyor. Örgütlü küresel kötülüğü pasif duruşlarla, bireysel çabalarla savamayız. Örgütlü kötülüğe karşı, örgütlü iyilik organizasyonları oluşturmak zorundayız. Bu olumsuz tablo karşısında etkili bir dil, caydırıcı bir yöntem geliştiremezsek başarılı olamayız. Pasif ve edilgen duruşumuzla Allah’ın huzurunda kendimizi bile savunamayız. Bilmeliyiz ki; bu yolda hedefi olmayan helak olur. Yoldaşı Allah olan asla yolda kalmaz. Müslümanın hayat felsefesi;“Benim istediğimi Allah istemiyorsa konu kapanmıştır”olmalıdır. Allah ve Resulünün konuştuğu yerde kimsenin söz hakkı yoktur. Konu Allah ve Resûlü olunca Müslüman’a itiraz, ihmal, isyan değil itaat düşer.

Bilmeli ve inanmalıyız ki; Kader yazar bizler yaşarız, Hak izin verirse koşarız, Engelleri yardımıyla aşarız,
Çaba bizim, hüküm Allah’ın. Var olan her şey Yüce Hakkın, Siz gidip işinize bakın. Takdiri Allah’a bırakın, Çaba bizim, hüküm Allah’ın

reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Copyright © 2023. Karabük Haberleri Her hakkı saklıdır.