Bir araya gelmek başlangıç, bir arada kalmak ilerleme, bir arada çalışmak başarıdır. Birlik ve beraberlikte kuvvet, ayrılıkta sıkıntı ve felaket vardır. Başarı birlikte gösterilen çaba ile gelir. Fikirde birlik harekette birliği gerektirir. Harekette birlik olmazsa fikirdeki birlik faydasızdır. Birlikte ağlamak bile değerlidir, oradaki kadar hiçbir şey kalpleri birbirine bağlayamaz.
Peygamberimiz buyuruyor“Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.” (Müslim, Birr 66; Buhârî, Edeb 27)
Son zamanlarda toplum dokusunu incelediğimizde, birliktelik ruhunu yok edecek bazı arızalı anlayışların genç nesillerde kabul gördüğüne üzülerek şahit oluyoruz. Bunlar; “Kendini kullandırma„, “Kendini ezdirme”, “Kendi ayaklarının üzerinde durmayı öğren„, “Kişisel geleceğini riske atma„ gibi kavramlar ki ilk bakışta kulağa hoş gelen makul ve mantıklı düşünceler gibi görülüyor. Ancak bu söylemler liberal ve seküler kulvarlarda nesillerin kayboluşuna neden olabilecek tehlikeleri içinde barındırıyor. Bu düşünceler zamanla toplumsal dayanışma zeminini tehdit eden bir algıya, birlikte hareket etme ruhunu zedeleyen bir anlayışa, kolektif bilinci felç eden bir mantaliteye dönüşebiliyor.
İşin sonunda toplumsal güvenin zedelendiğine, şüpheci bir ruh halinin öne çıktığına, bu anlayışın etkilediği gençlerimizin uyumsuz, geçimsiz, tepkisel bir kimliğe büründüklerine, kural, kriter tanımayan, kendi başına buyruk, savruk, özensiz, düzensiz bir kişiliğe dönüştüklerine şahit oluyoruz. İtaat bilincini reddeden, disipline gelmeyen, uyum ve düzen ruhundan mahrum kontrolsüz bireyler oluveriyorlar. Böylece Liberalizmin kişisel özgürlük düşünce ve söylemleri ile sosyal yaşamımızın nasıl yozlaştığına yakinen tanıklık ediyoruz. Sonuçta yaşamın bereketi, birlikteliğin neşesi, dayanışmanın huzuru heba oluyor.
Hakikat şu ki, örgütsüz toplumlar egemenler tarafından daha hızlı öğütülüyor. Örgütlü ve organize yapıların işleyişinde hata, yanlış, istismar ve haksızlıklar elbette olabiliyor. Ancak buradan hareketle genelleme yapıp tümünü olumsuzlamak asla doğru olmuyor. Zira bilinçli hata yapanların ulaşmak istediği hedefe hizmet edilmiş olunuyor.
Öne sürülen bu mazeret söylemleri son zamanlarda İslami mücadelede birlikteliğin önündeki en büyük engel olarak da karşımıza çıkıyor. “Ya beni kullanırlarsa„ düşüncesinde olanlar İslami ortamların dışında kalmanın riskini hiç düşünmüyorlar. Yalnız kalma durumunda azgın şeytan ve önlenemez arzuların etkisini hesap etmiyorlar. Kardeşlik ikliminden, ümmet bilincinden, cemaat ruhundan yoksun kalmanın doğuracağı sonuçları yeterince kavrayabilmiş değiliz. Bugün İslam dünyasında yaşanan zilletin sebeplerine bir de bu perspektiften bakmamız gerekiyor. Bu endişenin sonucu siyasal, sosyal, kültürel, düşünsel tüm mesleki, İslami örgütsel ve kurumsal yapılanmaların kan kaybettiği gerçeği ayan beyan ortadadır.
“Kendimi kullandırtmayayım” kaygısı nice yeteneklerin körelmesine, enerjilerin israfına, değerlerin zedelenmesine, ilkelerin çiğnenmesine neden oluyor. Kötülük küresel ölçekte örgütlenirken bireysel iyiliklerimiz ile hiçbir sorunu çözme şansımız olmuyor.
Hakkın egemenliği için evrensel boyutta örgütlü iyiliğe ihtiyaç var. Kişisel ikbal ve istikbalini hayatın merkezine alan bireylerden kimseye hayır gelmiyor. Zira, dava derdi, hesap günü endişesi olmayandan hayır adına bir şey beklemek hayaldir. “Kendimi kullandırtmam„ “Kendimi ezdirmem„ kaygısı ile kendini şartlandırmış bir kuşağa bir şey anlatılamıyor. Bu düşüncede olanları içine düştükleri girdaptan kurtarıp, tekrardan sosyal hayata kazandırmak, ortak zeminlerde buluşturmak kolay olmuyor.
Her şeye rağmen üretilmiş korkular ile kolektif ruhtan koparılmış gençleri kazanmanın bir yolunu mutlaka bulmamız gerekiyor. Aksi taktirde tek tek yalnızlığın dehlizlerinde yok olup gidecekler. Buna yönelik yeni bir dil ve kaygılı gençleri cezbedecek, güven verecek bir sistem sunmamız lazım. Çözümün kendini toplumdan soyutlamakta değil, tam aksine sorumluluk almak ve sonuna kadar direnmekte olduğuna onları ikna etmek zorundayız. Kerim Kitabımız bize bunu emrediyor: “İyilik ve takva konusunda yardımlaşın. Günah ve haddi aşma da yardımlaşmayın„ (Mâide-2)
Ya birlikte var oluruz ya da tek tek yok oluruz. Yarınların bizim olmasını istiyorsak, yalnızlığa sığınmayacak, mutlaka yardımlaşmanın yolunu bulacağız. Yan yana durmak, kurşunla kaynatılmış duvar gibi olmak zorundayız. Aslında zorluklar insanı güçlü kılar. Her engel yeni bir fırsatın kapısını aralar. Bir mum, başka bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez. Hepimiz dünya denilen bu geminin yolcularıyız ve onun karaya vurup parçalanmasına izin vermemeliyiz, çünkü ikinci bir Nuh’un gemisi olmayacak.
“Birbirinize sırt çevirmeyiniz. Birbirinize kin tutmayınız. Birbirinizi kıskanmayınız. Birbirinizle dostluğu kesmeyiniz. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.” (Buhârî, Edeb, 62; Müslim, Birr, 23-28) Buyuran peygamberimizin mesajına kulak vermeliyiz. “Kötü havalarda insan dosta aç olur, Bir araya gelse dost dosta ilaç olur. Bahçede tek gül bir şeye benzemez, Öbek öbek olduğunda bahara taç olur.” Diyor Hz. Mevlana.
Birlik olamayanlar, birbirlerine düşman olmaya mahkûm oluyorlar. Kötüler birleşirken iyilere ayrılık yakışmıyor. Kötüler birleştiğinde, iyiler de birleşmezse kötülerin galibiyeti kaçınılmaz oluyor. Zira ancak birbirine sımsıkı sarılan dallar, fırtınaya karşı durabiliyorlar.


Karabük’ün 89. Kuruluş Yıl Dönümü Etkinlikleri Çelenk Sunum Töreni ile Başladı
Karabük’ün 89. Kuruluş Yıl Dönümü Etkinlikleri Çelenk Sunum Töreni ile Başladı
Karabük’te Kadın Eski Eşini Bıçakla Yaraladı
KARABÜK’TE HASTANELER AFETE HAZIR: YÖNETİCİLERE KRİTİK “HAP” EĞİTİMİ
Geleceğin Yıldızları Keşfediliyor
KARABÜK’TE KORKUNÇ OLAY: EŞİNİ AV TÜFEĞİYLE VURDU
Safranbolu Belediyesinden Mezar Yeri Satış İlanlarına İtibar Etmeyin Uyarısı
Karabük’te Ormanlık Alanda Çıkan Yangın Söndürüldü
