Süslenme özentisi ya da değişiklik gereksinimiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik, belirli bir süre bir şeye karşı toplumca gösterilen aşırı düşkünlük anlamlarına gelen Moda aslında sadece yenilik değil, kişileri kapıp sürükleyen, birçoğunu tükenişe götüren bir akımdır. Moda sömürü ve israftan doğmuştur.Terzilerin müşterilerine yeni model değişiklikleri sunması, ilk olarak yoksul coğrafyaları sömürerek hızla zenginleşen kesimin kadınlarından oluşan sosyete arasında ortaya çıkmıştır.
Tüketmekten başka işi, İsraf etmekten başka derdi, gösteriş yapmaktan başka değeri ve özelliği olmayanların ortaya koyduğu bir tüketim anlayışıdır. Kısaca moda kavramı, yoksul kıtaları sömüren Avrupalıların duygusuzluk, israf ve kibirlerinin sonucu oluşmuştur.
Moda sektörü tesettürden beslenemediği için tesettürü hiç sevmez. Türban ve Teberrüc(gösteriş) ise modacıların hayat suyudur! Tesettürün gündem dışına atılıp, türbanın baş tacı edilmesinde moda sektörünün etkisi büyüktür. Bugün gelinen noktada, tesettür modaya kurban ediliyor serzenişi haksız bir serzeniş değildir.
Yıllardır kızlarımıza ve ailelerine uygulanan başörtüsü yasağının kalkmasını sağlayanlara elbette teşekkür ediyor ve kendilerini tebrik ediyoruz. Zulmün son bulmasından mutlu olmamak küfran-ı nimet olur. Bizim itirazımız, normale dönen, herkesin özgürce hareket imkânı bulduğu bu güzel açılımın istismar edilesinedir. Tesettür derdi olmayan, olduğu gibi görünen ve giyinenler bu yazının muhatabı değildir.
Her şeye rağmen, tesettüre tam uygun olmasa da inancı gereği, Allah’ın emri olduğu için sadece başını örten kızlarımızı, hanımefendileri, eksik ve kusurlu amellerinden dolayı eleştirmek yerine, onlara nasıl yardımcı olabiliriz in derdindeyiz. Faizli muamele yapan, içki, kumar ve eğlenceye dalan, yalan ve gıybeti hafife alan, ticari ve mesleki faaliyetlerinde ilahi emir ve yasaklara riayet etmeyenlere gösterilen hoşgörü, tesettüre riayet etmeyen/edemeyen hanımlara da elbette gösterilmelidir.Müslüman’ın vazifesi; kusurlu davranışta bulunan, eksik yapan birini kötülemek ya da küçümsemek, onun günah çukuruna düşmesine vesile olmak değil, elinden tutup yuvarlanmasına mâni olmak,çukura düşmüşse çukurdan çıkarmaya çalışmak olduğunu unutmamak gerekir.
Başörtüsü; başı örten basit bir bez parçası değil, Müslüman kadının inancını ortaya koyan bir alamet-i farikadır, dinî bir simgedir! Tesettür göstermez ama değer katar. Teberrüc gösterir, gösteriş içindir ama değersizleştirir. Tesettür; “bana bakma!” demektir. Teberrüc ise “bana bakmadan geçme” anlamını çağrıştırır.Tesettür hayâ ölçüsüdür. Hayâ ise imandandır.
Biz bu yazılarımızla tesettür meselesini tartışmak, bu sahada fikir beyan etmek değil, toplumsal yara haline gelmiş bu meseleyi kangren olmadan etkili, yetkili ve ilgililerin dikkatlerine sunmak istedik.
Yüzyıllardır İslam âleminin bütün coğrafyalarında Müslüman hanımlar, sade, koyu renkte ve bol kıyafetleriyle Yüce Allah’ın tesettür emrini yerine getirdiler. Ama ne yazık ki günümüzde acayip, sulandırılmış, yozlaştırılmış bir tesettür anlayışıyla karşı karşıyayız. “Tesettürlülerin sayısı artıyor” diyor ve seviniyoruz ama sanki caddelerimiz örtülü mankenlerin yer aldığı podyumlara dönüştü. Tesettürün amacı olan gizlilik yerine, sanki günümüzün tesettür anlayışı; kendini gösterme, dikkat çekme, cazibeyi artırma gibi farklı anlamlara kaydırıldı.
Bu durum karşısında Müslüman hanımların, örtünme şekillerinde nefis ve şeytan destekli, gizli bir niyet taşıyıp taşımadıklarını kendilerine sormaları gerekiyor:“Benim giymek istediğim kıyafetteki niyetim ve kıyafetimin özellikleri; benim avret ve ziynetlerimi gizlemeye ve başkalarının bakışlarını engellemeye mi yönelik? Yoksa; “Hey erkekler ben buradayım, baksanıza güzel miyim? Bana bakın, bütün bu gayretim bana bakmanız için!…” İşte, bu niyetle düşünen ve öylece giyinen bir kadının örtüyü cıvıklaştıran, sulandıran, ucubeleştiren, yozlaştıran bir amaç taşıdığını söyleyebiliriz.
Eğer Müslüman hanımlar, “Giyim kuşam için bu kadar israf yapmak, tesettüre uymayan kılıklara bürünmek Müslüman hanıma yakışmaz. Tesettüre uymayan model ve tarzları istemiyoruz” diye kararlı bir duruş sergileseler problem çözülecek. Piyasayı yönlendiren ilgililerin tercihleridir. Tercihler Allah’ın razı olacağı yönde olursa dünya ve ahiret mutluluğunun kapısı da aralanmış olur.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan Hocanın başörtülülere yaptığı şu tavsiyeleri ile mevzumuzu tamamlayalım;
-
Başını örtenler: Eğer inanmadan örtünüyorsanız, başörtüsünü çıkarınız.
-
Eğer siyasi simge olarak örtüyorsanız, çıkarınız.
-
Eğer mahalle baskısı, baba, koca, ağabey baskısı ile örtüyorsanız çıkarınız.
-
Eğer yaşadığınız ortamda prim yaptığı için örtüyorsanız, başörtünüzü çıkarınız.
-
Eğer gelenek olduğu için ya da sizi güzelleştirdiği için örtüyorsanız, çıkarınız.
-
Ama eğer Allah için örtüyorsanız, inandığınız için örtüyorsanız sizi tebrik ederiz.
-
Eğer dini gereklilik için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz devam ediniz.
-
Ancak artık özgür olmadığınızı unutmayın. Başörtüsü ile sakız çiğneyerek dolaşamazsınız. Karşı cinsle sarmaş dolaş olamazsınız. Artık temsil ettiğiniz bazı değerlerin var olduğunu unutmayınız.
-
Eğer inandığınız için örtünüyorsanız içini doldurunuz. Dürüstlüğünüz, çalışkanlığınız, hoşgörünüzle örnek olurken; ahlâkî anlayışınız, oturup kalkışınızda da daha dikkatli olmalısınız.
Çünkü başörtüsü sizin için hem bir hak hem bir değerdir.
Haktır; çünkü sonradan çıkarılmış bir kavram değildir. 1400 yıllık bir geçmişi vardır.O halde emredildiği şekilde inanın, inandığınız gibi örtünün ve örtündüğünüz gibi yaşayın.


İL SAĞLIK MÜDÜRÜ KARA’DAN EFLANİ’DE SAĞLIK TESİSLERİNE İNCELEME ZİYARETİ
İL SAĞLIK MÜDÜRÜ KARA’DAN EFLANİ’DE SAĞLIK TESİSLERİNE İNCELEME ZİYARETİ
Sobadan Zehirlenen Çift Hastanelik Oldu
AK Parti Karabük Daraltılmış İl Danışma Meclisi Toplantısı Gerçekleştirildi
Yangında Zarar Gören Kamış Köyü’nde Tohum Dikim Töreni Gerçekleştirildi
Yeniden Refah Partisi Karabük Teşkilatında Görev Değişimi
Ramazan Pidesi Fiyatları Belli Oldu
Orman Köylülerine Su Tankeri Dağıtım Töreni Düzenlendi
