Karabük Haberleri

reklam

MUSTAFA ÇELENLİ YAZDI “”DİNDE LÂUBÂLİLİK” MÜSLÜMAN’IN ZİHİN DÜNYASINDAKİ ÇÖZÜLMEDİR”

MUSTAFA ÇELENLİ YAZDI “”DİNDE LÂUBÂLİLİK” MÜSLÜMAN’IN ZİHİN DÜNYASINDAKİ ÇÖZÜLMEDİR”
reklam
06 Kasım 2026 - 9:41

Saygı ve sınırları gözetmeyen, ölçüsüz, ciddiyetsiz, çekinmesi olmayan, senli benli, cıvık, aldırmaz, umursamaz davranış biçimi laubalilik olarak tarif edilir. Laubalilik her alanda olabileceği gibi dini alan için de söz konusudur. Dinde laubalilik; dini inanca, ibadete, kutsal sayılan değerlere ve Allah’a karşı olması gereken ciddi, saygılı ve vakur duruşun kaybedilerek, meselelerin ciddiyetsiz, umursamaz, laçka, aşırı samimi veya hafife alır bir dil ve tavırla ele alınması anlamına gelir.

Dinde Laubalik; Haddini bilmeme ve saygısızlık yani; Kutsal olanla (Allah, peygamber, ayet, dua, ibadet) kurulması gereken edepli ve ölçülü ilişkinin yerini, sıradanlaştırılmış bir “senli benli”tavrın alması, ciddiyetten uzak, hafife alır bir tavırla dini buyrukların, günah-sevap kavramlarının veya ibadetlerin şakaya vurulması, cıvıklık derecesinde esprilere konu edilmesi veya “nasıl olsa affolunur” mantığıyla umursanmaması, vakar (ağırbaşlılık) ve haşyet (Allah korkusu/saygısı) duygusunun zayıflaması olarak kendini gösterir.

Modern zamanlarda Müslümanların maruz kaldığı en ciddi kriz, ‘dinde laubalilik’tir diyebiliriz. Geleneğin, göreneğin, ulusçuluğun, mitolojinin, efsanelerin, vatanın, bayrağın, tarihin, coğrafyanın ve diğerlerinin dine dönüştürüldüğü, dinin ise gelenek ve göreneğe, muhafazakârlığa, konformizme, statükoculuğa, hoşgörüye indirgendiği bir toplumda gerçek manada İslam’ı anlamanın ve yaşamanın kolay olmayacağı bir gerçektir.

İslam, Allah ve Resulü’ne mutlak teslimiyettir. Pazarlıkçı ve parçacı teslimiyetler, koşullar, kurallar, kanunlar gerekçe gösterilerek İslam’ın bazı emir ve yasakları karşısında gevşek, tembel, laubali davranmalar bu teslimiyet anlayışını sulandırmaktadır.

Bu durum sadece bu çağa ait bir hastalık da değildir. İnsanlık tarihi boyunca laubali karakterlerin gayrı ciddi tavır ve tutumlarına tanıklık etmekteyiz. Kur’an-ı Kerim ekseriyetle bu hastalıklı ruh hallerine dikkatimizi çekmektedir; İsrailoğullarının en bariz özelliği, Allah’ın hükümleri karşısında takındıkları laubali tavırdır. Bakara suresine isim olan, bir inek boğazlama emrini sulandırışları, Allah’ın teklifini savsaklama sefaletini ısrarla sürdürmeleri, yine kendilerinin isteği doğrultusunda konulan cumartesi çalışma yasağını yine kendilerinin çiğnemesi hep aynı karakterin ürünüdür. Bu yasağı çiğnemelerinden dolayı Allah’ın gazabına öyle muhatap oldular ki; konuyu Kur’an bize “”İçinizden cumartesi günü azgınlık edip de bu yüzden kendilerine: ‘Aşağılık maymunlar olun!’ dediklerimizi elbette bilmektesiniz.” (Bakara 65) ayeti ile bildirdi. Yahudilerin yaptığı sadece bir haram fiilin işlenmesi değil, Allah’ın ayetleri karşısında takındıkları gayr-ı ciddî, şımarık tutumlardı. Bu tutumları lanetle neticelendi. Buradan anlıyoruz ki; Lanete giden yol, dinde laubalilikle başlıyor.  

Dinde laubalilik bugün birçok sahada karşımıza çıkmaktadır:Dini yorumlamada, fetva vermede, ibadetlerde, ahlâkî hayat ve davranışlarda, haram ve helaller konusunda, kadın-erkek ilişkilerinde, şirk sistemiyle ilişkilerde, para ile ilgili tutumlarda kendini gösteriyor. Günümüz Müslümanlarının da Yahudileşme eğilimleri altında laubali tavırlarla şahsiyet yozlaşması, bilinç körelmesi, ufuk daralması hastalıklarına maruz kaldıkları ortada. Lakayt yaklaşımlar, light anlayışlar, laçka davranışlar, iman edenlerin inandırıcılığını zedeliyor. Kulluktaki laubalilik, sadece bize değil, İslam’a da zarar veriyor.Kendisine saygısı olmayan hafifmeşrep kişiliklere kimse saygı duymuyor. Ciddiyetsizlik bir itibarsızlaşma şeklidir. Çelişkilerimize tanık olan, tutarsızlıklarımızı takip eden muhataplarımız davetimizi ciddiye almıyor, bize saygı duymuyor.

İslam’ın izzet ve asaletine uygun bir duruşumuz yoksa ne davamız ne de davetimiz zemin bulamaz. İslam’ı temsiliyet için önce ciddiyet lazım. Kişiliklerimizin vahiyle şekillenmesine, nefsimizi ilahî denetime açmaya, hesap gününün endişesini taşımaya ve takva örtüsüne bürünmeye ihtiyacımız var. Kafa karışıklığı, zihin bulanıklığı içinde bocalayan kişilerin insanlığa sunabilecekleri bir değer, savunabilecekleri bir iddia olamaz. İç dünyası cıvık olanın dış dünyası da silik ve sinik olacaktır. Müslüman gibi davranmak yetmiyor, sağlam Müslüman olmak gerekiyor.Sahabe kararlılığında adımlar atanlar çığır açabilir, yüreklere yol bulabilirler. Sahabe kıvamında “İşittik, itaat ettik” diyenler dava adamı olabilirler. Samimiyetle yaşanmayan din, kafalarda “bilgi yığını” olmaktan başka bir anlam taşımaz.

Bugün İslam, dindarlıktan nasibi olmayan dincilerin elinde bir kadavraya dönüşmüşdurumdadır. Şahsi görüş ve iddialarını Kur’an’a söyletme, kendilerine göre yorumlarını vahye giydirme gayretleri başını almış gidiyor. “Kendince” kriterler ortaya koyma, “bana göre” diye başlayan fetvalar dağıtma sıradan uğraşlar haline geldi. Ahkâm kesmelerle, uçuşan fetvalarla her şeye bir “cevaz” bulunabiliyor. Bu güruhun elinde din, tören ve şölenlerin aksesuarı, fuar ve festivallerin argümanına dönüştü. Günahı küçümseyen, değeri törpüleyen, manayı anlamsızlaştıran, zülfü yâre dokunmayacak yorumlarla, fincancı katırlarını ürkütmeyecek sunumlarla, yumuşatılmış söylemlerle, heva ve hevese dayalı tanımlarla, sınır, kural, ilke tanımadan ortaya konulan bu anlayışın İslam’la alakası yoktur. Bu durumlar karşısında şu duaya çok ihtiyacımız var; “Rabbimiz, ayaklarımızı kaydırma ve kalplerimizi dinin üzere sabit kıl.” (Âmin) 

reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Copyright © 2023. Karabük Haberleri Her hakkı saklıdır.