Karabük Haberleri

reklam

MUSTAFA ÇELENLİ YAZDI “HİÇ KİMSE ELEŞTİRİLEMEZ DEĞİLDİR(3)”

MUSTAFA ÇELENLİ YAZDI “HİÇ KİMSE ELEŞTİRİLEMEZ DEĞİLDİR(3)”
reklam
22 Şubat 2026 - 19:29

 

HİÇ KİMSE ELEŞTİRİLEMEZ DEĞİLDİR(3)
Eleştiri yapıcı ve yıkıcı olmak üzere ikiye ayrılır. Eğer gördüğümüz hatayı düzeltmek ve hata sahibinin güzel davranış geliştirmesine katkı sağlamak amacıyla lisan-ı münasip ile bir ikaz yapıyorsak bu yapıcı bir eleştiri olur. Buna herkesin belli ölçülerde ihtiyacı vardır. Yapıcı tenkitin muhatabı olgun biri ise memnun olur ve size teşekkür eder. Memnun olmaz ve savunmaya geçerse cedelleşmeye gerek yoktur. Zira tenkidin faydalı olması için tenkit edilenin de kendini geliştirmeye açık olması gerekir. Yıkıcı tenkit ise; görülen ya da araştırarak açık bulma sonucu yapılan yaralayıcı eleştirilerdir.

Eleştiriye kör nokta tespiti olarak bakılmalıdır. Çünkü insan çoğu zaman kendi hatalarını göremez. Allah bazen insanı düzeltmek için başka bir insanı gönderir. İşte bu noktada eleştiri bir aydınlanma, yanlışı düzeltme ve doğruya yönelme anlamına gelir. Ayrıca eleştiri insanın gelişimi açısından çok önemlidir. Sürekli “iyi yaptın, çok güzel” diyerek desteklenen bir insan gelişemez, hatasını göremez, yaptığını yanlış bile olsa doğru zanneder. Oysa “şurası yanlış” veya “burayı şu şekilde yaparsan daha iyi olur” diye eksik tarafları gösterildikçe doğruyu bulma ve doğruya daha kolay ulaşma imkânı oluşur.

Yapılan bilimsel araştırmalar kişinin beyninin eleştirildikçe geliştiğini söylüyor. İlim dünyamıza baktığımızda da âlimlerin birbirlerine karşı tenkitlerinin nasıl olumlu sonuçlar verdiğini görmekteyiz. İlmi olarak gördükleri çelişkilerde birbirlerini üslubunca eleştirmekten çekinmemişlerdir.

Eleştirirken haklı yere eleştirilmeli, bir hakkın ortaya çıkması için eleştirilmeli; eleştiri, haksızlık ve kişisel çıkarlar üzerine bina edilmemelidir. “Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır” (Maide, 5/8) ayeti çok önemli bir prensibe dikkat çeker.

Eleştirirken, yapıcı bir üslup kullanılmalı, insanları etrafından kaçırıcı ve itici değil, kazanıcı ve çekici bir dille yaklaşılmalıdır. Eleştirilen kişi, eleştiri üslubu ne olursa olsun eğer söylenenlerde doğruluk payı var ise öncelikle konuya odaklanmalıdır. Eleştiri getirenin kim olduğuna değil, ne dediğine bakılmalıdır. Eleştiri, ne kadar içten ve samimi olursa, başka bir anlatımla, ne kadar Allah rızasına yönelik olursa, o kadar verimli olur. Eleştirilen kimseye, eleştirinin iyi niyetli ve samimi olduğu hissettirilmelidir. Aksi takdirde muhatap, savunma pozisyonuna geçebilir.

Eleştiri kesinlikle somut bir kişi, kurum veya insanların değer verdiği bir sembole hakaret, sövgü içermemelidir. “Onların, Allah’ı bırakıp da tapındıklarına (putlarına- değer verdikleri şeylere) sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce (sizin değer verdiklerinize) Allah’a söverler…” (En’am, 6/108) ayeti bu noktadaki hatanın çok tehlikeli sonuçlarına dikkatlerimizi çeker. Peygamberimiz de; “Bir kimsenin kendi anne-babasına sövmesi büyük günahlardandır” buyurmuştu. Ashâb-ı Kirâm: Yâ Resûlallah! İnsan kendi ana babasına hiç söver mi? Deyince Peygamberimiz; “Evet, tutar birinin babasına söver, o da onun babasına söver. Birinin anasına söver, o da onun anasına söver” yani sövülmesine vesile olduğu için sövmüş gibi olur buyurdu. (Müslim, Îmân 146.)

Eleştirmeden önce karşı tarafı dinlemek gerekir. Peşin hüküm ve önyargıyla yapılan eleştiriler, sorunu çözmek yerine daha da ağırlaştırır. Eleştiriden önce mutlaka empati yapılmalıdır. “Ben onun yerinde olsaydım ne yapardım ya da o benim yerimde olsaydı nasıl davranırdı?” soruları düşünülmelidir.

Muhataplar, iyice tanınmalı, algı, anlayış, kavrayış ve vasıfları göz önünde bulundurulmalıdır. Eleştirirken, hassasiyet yansıtılmalı ama asla taassuba kapı açılmamalıdır. Eleştiriyle tekfircilik (küfürle itham etmek) birbirine karıştırılmamalıdır. Bu konuda İmam Ebu Hanife, çok güzel bir ölçü koymuştur: “Tenzilin inkârı söz konusu değilse, tevilin inkârı tekfiri gerektirmez.” Yani açıkça bir ayeti, İslam’ın kesin bir kuralını inkâr etmedikçe, yorumundan dolayı bir mümin tekfir edilemez.

Sezai Karakoç’un; “Devlet hayatında samimi eleştiri şarttır. Eleştirisiz devlet, kısa zamanda çöker.” Sözü, üzerinde düşünülmeye değer derin anlamlar ifade eder. Büyük insanlar denetlendiği zaman sevinir, usulünce eleştirildiği zaman memnun olurlar. Şeyh Şadi Şirazi’nin “Bir adamı dost edinmek isterseniz onu usulünce tenkit edin. Eğer olgun bir adam ise bundan memnun olur ve size teşekkür eder. Siz onu dost edinin. Eğer basit bir adam ise o, tenkit edilmekten hoşlanmaz, onun hoşlandığı şey insanlar içinde methedilmektir. Ona karşı da dostlukta acele etmeyin” ifadeleri günümüze ışık tutan çok ince mesajlar içermektedir.

Kusurlarımızı usulünce yüzümüze söyleyen arkadaşlar edinmeye ihtiyacımız var. Zira kusuru kendisine söylenmeyen insan, ayıbını hüner sanıyor. Yüzümüze karşı övmeye hakkı olanların, yüzümüze karşı ayıplamaya da hakkı olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Aslında düşmanlarınızı da sevmeliyiz, çünkü kusurlarınızı yalnız onlar yüzünüze karşı açıkça söyleyebiliyorlar.

reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Copyright © 2023. Karabük Haberleri Her hakkı saklıdır.