Kişinin söylediği bir sözden ya da bir davranışından ötürü hissettiği utanç duygusuna haya denir. Tasavvufta ise, kulun kulluk vazifelerini tam olarak yerine getirememesinden dolayı Rabbine karşı duyduğu utanma ve mahcubiyet haya olarak ifade edilir. Türk – İslam kültüründe, haya övülen erdemlerin ilk sıralarında yer alır. Sözleri ve hareketleri terbiye sınırlarını aşan kişiler için hayasız tabiri kullanılır. Hayasız insanlar, ne yaparlarsa yapsınlar mahcup olmazlar. Bu insanlar utanç duygusundan yoksun oldukları için toplum kurallarına da hiç aldırmazlar.
Haya, hayata hayır getirir, zira haya imandandır. Hayasız bir hayat, hayat değil vahşettir. Hayasız toplumlarda hayat; maddi refah, menfaat ve şehvetten ibarettir. İçinde yaşadığımız “modern çağ” diye adlandırılan süreçte toplumda artan buhranlar ve hayasızlıklar sebebiyle hayatları kararan, hayatının huzuru ve bereketi kalmayan bahtsız insanların çoğalması toplumsal huzuru tehdit ediyor. Yaşamın yörüngesine”günahlar” oturunca akıl, nesil, mal, can, din, emniyeti bundan olumsuz etkileniyor. Çılgınlıklar, günahlar hayatın tüm alanlarını kuşatınca nesiller korunmasız kalıyor, toplumun geleceği emniyet altına alınamıyor.
Pek çok kişinin hayatının hüsrana dönüşmesinin sebebi olarak heva düşkünlüğü ön plana çıkıyor. Günümüzde haz imparatorluğu, hız uygarlığı her şeyin altını üstüne getirdi. “Özgürleşme” sloganı sapkınlıkları körüklüyor. Beyinleri hadım eden, aileyi felç eden, toplumu huzursuz eden kepazelikler çoğu zaman kanunların korumasında alan buluyor. Nice melanetler (lanetlenmesi gereken kötülükler) marifet gibi algılanır hale geldi. Modernizmin “günah işleme özgürlüğü” sınır, kural, değer tanımıyor. Günahlar koruma altında, nesiller ise korumasız ve savunmasız. Sanki taşlar bağlanmış köpekler salıverilmiş. Günahların toplumsallaştığı, normalleştiği, yasallaştığı, hatta estetize edilerek insanlara sunulduğu günümüzde, Modernizmin kokuşmuş ve kirlenmiş algıları beyinleri kuşatmış durumda.
Toplumda günahı ile övünen hasta ruhlar gün geçtikçe çoğalıyor. Medya bunu gidişatı körüklüyor ve kirletiyor. Pompalanan pornografi cinsel dürtülerin, değersizliğin ve duyarsızlığın önünü açıyor. Dijital dünya değerleri altüst etti. Doyumsuzluk, huzursuzluk, güvensizlik modern insanın iç ızdırabı haline geldi. Televole kültürü cinselliği besliyor. Bazı Türk dizileri, televizyonlardaki gün içi programlar bu ülke insanı ile birlikte bizi örnek ve önde kabul eden tüm dindaş ve soydaş toplumları da çok kötü etkiliyor. Oralardaki bilim adamları ve bilinçli insanlar bunun tehlikelerine dikkatleri çekiyorlar. Bizden tarihi ve kültürel şuurlanma bekleyenler doğru mesajlarımızı belki alıyorlar lakin giden çok yanlış mesajların etkisinden de kurtulamıyorlar. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu ikileminde kalıyorlar.
Allah’ın yasak ettiği, toplumları bozan, nefisleri ve nesilleri berbat eden zina tüm zamanlarda tüm insanlığı tehdit eden bir ahlaki çöküş ve bir insanlık suçudur. Modern çağ, zinanın zirve yaptığı, ahlakın dibe vurduğu ilkellik zamanı olarak karşımıza çıkıyor. Zevklerin zebunu olan zavallılar zina selinin sürüklediği çer çöpe döndüler. Aklı uçkurunda nesiller. Organize çeteler eliyle sektörleşen fuhuş toplumda tehlike çanlarını çaldırıyor. Öyle ki, şantaj kasetleri ülke siyasetini bile dizayn ediyor.
Derdin diğer tarafında ise erkekleşen kadınlar, kadınlaşan erkekler, LGBT ilkelliği toplumun huzurunu kaçırıyor, değerleri alt üst ediyor. İnsanımızda oluşan “İffet zedelenmesi” her gün adım adım ilerliyor. Ertelenen evlilikler, geciken nikâhlar gençliği içinden çıkılması zor girdaplara sürüklüyor. Evlenmeden birlikte yaşama rezaleti sanki resmiyet kazandı. Metresli yaşam, ensest ilişkiler kabul görürken, taaddudi zevcat topa tutuluyor. İnsanlarda hayâ perdesi yırtılınca her türlü kötülüğün kapısı açılıyor. Hayâsız hayatların hayrı da huzuru da bereketi de olmuyor.
Hayâ hasarına yol açacak sözlere, bakışlara, sahnelere, adımlara müsaade ve müsamaha ettiğiniz zaman ahlaksızlığa giden yolu kapatamazsınız. Bir bakış bile kalbin temizliğini, ruhun huzurunu bitirebiliyor. Kadın-erkek ilişkilerindeki sınır, insanoğlunun en zorlu sınavıdır. Bu imtihan dikkat, haya, özen, empati ve hassasiyet gerektirir.
Modern yaşamda karşı cinse ulaşmak, ona sahip olmak çok kolaylaştı. Karma yaşamda insanlar zinaya karşı korumasız. Aslında sınırsız, kontrolsüz birliktelikler insanın ve insanlığın intiharıdır. İnsanlığa karşı Şeytan ilk hamlesine, Hz. Âdem’i ve Havva’yı çıplaklaştırmak ile başlamıştır. Bugün önü alınamayan dekolte giyim şeytanın tuzağına düşmenin, dümen suyuna girmenin diğer adıdır. Maalesef, Teberrüc (Dikkat çekme ve kendini gösterme arzusu) Tesettür algısını sulandırdı VE kadına içeriden kaçarcasına kendisini dışarıya attırdı. Buz yüzden kadın dışarının tüm tehlike ve sorunları ile bilmese de istemede de karşı karşıya.
Müslümanlar olarak, bu akıntıya asla teslim olmamamız gerekiyor. Öncelikle İslami bir yaşamın teminatı olan takva örtüsüne bürünmeye ihtiyacımız var. İffetli bir duruşu tercih etmek, yani Allah’ın “DUR” dediği yerde durmak zorundayız. Sonra toplumsal çürümeye karşı “İyiliği Emretme, Kötülükten Sakındırma” sorumluluğumuzu kuşanmamız gerekiyor. Dinen reddedilen “Münker”’in ve onun daha kötüsü ve çirkini olan “Fahşa”nın gidericisi olan namazla dirilmeli, Oruçla olgunlaşıp arzuların egemenliğini sonlandırmalıyız. Ölümü sürekli hatırda tutarak zina belasına tenezzül etmemek şiarımız olmalıdır. Müslümanlar olarak bizim yolumuz; zindanı zinaya tercih edenlerin yoludur.


Basın Savcısı Oğuz Yılmaz 2025 Suç İstatistiklerini Açıkladı
Basın Savcısı Oğuz Yılmaz 2025 Suç İstatistiklerini Açıkladı
68 YENİ DİN GÖREVLİSİNE “CÜBBE-SARIK TEVDİ” MERASİMİ
Karabük’te Ramazan Sokağı Etkinlikleri Başlıyor
Karabük’te Bıçaklı Kavgada Bir Kişi Yaralandı
İL SAĞLIK MÜDÜRÜ KARA’DAN EFLANİ’DE SAĞLIK TESİSLERİNE İNCELEME ZİYARETİ
Yangında Zarar Gören Kamış Köyü’nde Tohum Dikim Töreni Gerçekleştirildi
Yeniden Refah Partisi Karabük Teşkilatında Görev Değişimi
